YAZARLAR

ATA DURAN

ORTA DOĞU VE CEMAATLER

Arap baharında adeta orta doğunun karnı yarıldı ve bağırsakları ortaya saçıldı. Tüm cemaat ve dini oluşumlar gerçek kimlik ve felsefeleri ile tanındı. Her grubun gerçek tarafı ve dayanma testi yapıldı. Nerede ise kimse daha önceden inanıp savunduğu değerlerin arkasında durmadı. Ölenler öldü geriye acılar ve acılı aileler kaldı. Dava denip tartışılan şeyler zoru görünce, menfaatler çakışınca bir daha hatırlanmayacak şekilde eski bir zamanda kaldı. Selefi gruplar, tarikatlar ve diğer gruplar hukuksuzluğa hayır diyen kıbledaşlarının yanında olmayı tercih etmedi. Oysa, Hiç şüphesiz sizi korku, açlık ve maldan, candan, hasılattan eksilme gibi unsurlarla bir şekilde imtihan ederiz.(bakara suresi,155) Diyen ilahi beyan, sadece ezberlerde kalmamalı idi. Zoru gören aynı camide saf tuttuğu insanları ya unuttu yada sattı gitti.

Aslında tüm dinler için cemaatler birer pratize etme yeri gibidir. İhvan on sekiz Arap ülkesinde her şeyiyle organize olmuş bir yapıdır. Her ne kadar siyasi olarak Mısırda başarılı olamasalar da Fas ve Ürdün gibi ülkelerde, Türkiye’deki Ak Parti ve oluşumu örneklenerek Adalet ve Kalkınma partisi diye parti kurarak iktidar olmuş ve halen devam etmektedirler. Bir önceki yazıda kastedilen İhvan sadece güçlü bir örnekti adeta, zaman tüm dini grupları eritti. Adı ve içeriği ne olursa olsun dün orta doğuda Mısırdan Türkiye’ye, İslam dini adına mücadele edipte, bugün dünkü kadar güçlü ve umutlu olan ayakta bir yapı kalmadı. Bilinçli ya da bilinçsiz dine hizmet duygusu zalimler tarafından tırpanlandı.

Zinde güçler İhvanın Mısır da iktidar olmasına sıcak bakmadılar. İhvan hareketi bu zinde güçlerle anlaşma yolunu tercih etmedi yada uyuşma yolunu bilemedi. Dolayısı ile de masgatı re’si olan Mısırda tutunamayıp, adeta ülkeden silindi.

Mısırda iktidar olmasına müsaade edilmeyen İhvan, daha iddiasız ve kraliyet ile idare edilen ülkelerde iktidara devam edebildi. Hareketin ana merkezinde Rabia olayları ve hapislerde katliamlar yapılırken, mevcut ihvanımsı iktidarlar cılız birer kınama bile yapamadılar. Oyunda rol alıp, sonuç belirleyebilecek Mısır ve Türkiye gibi ülkelerde dini oluşumlara ağır darbeler vuruldu. Anlaşılan o ki orta doğuda her ülkede her hareket aynı anlama gelmiyor. Ya hareketlerin tarlası değişik istihbaratlar tarafından zaman içinde iyi sürülmüş veya hareketlerin fayda ve zararları iyi planlanıp, kontrol altında tutuluyorlar. Ne zaman ki çizilen sınırların dışına çıkmaya başlıyorlar o zaman bir bahane bulunup hizaya getiriliyorlar. 1954 İskenderiye suikast girişimi, Hama katliamı, Rabia olayları, Türkiye’de 28 Şubat, 15 Temmuz olayları vd. daha sayı artırılabilir.

Türkiye dahil Orta doğuda son yüzyılda muktedirler hızlı değişmedi, gidenler de kendi rızaları ile meşru yollardan iktidara veda etmediler. Kimse oturduğu koltuğu başkasına layık görmedi ve görmüyor. Bu halleri ile orta doğu da batı tipi bir demokrasinin olduğu bir ülkeden bahsedilemiyor. Bu günler de gözükende o ki kolay kolay bu coğrafyaya demokrasi, insan hakları ve adalet gelmeyecek. Katillerin adı ve rengi değişecek, insanlar ne için olduğunu bilemeden ölmeye devam edecek.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle