YAZARLAR

ATA DURAN

Değerli dost!

Bir önceki hasbihalimizi şu temenni ile bitirmiştik,
İnanıyoruz ki bize bir bahar gelecek ama bunun vakti her şeyi bilen Rabbimizin yanında malum. Temennimiz, tüm dert ve mağduriyetlerin bitmesi ve tüm Yusufların bir an önce serbest kalması.
Daraldığımız şu günlerde, artık iş bitti, bundan sonra halka hizmet yok, kendimize bakacağız mırıltıları duyulmaya başlandı. Bu karanlık günlerde imdada yetişen bir ayette rabbimiz;
“Geçmişte Allah yolunda çalışan Peygamberlere ve onların takipçileri varisleri olan mücahitlere bazı meyus kimseler dediler ki: Ey Allah’ın kulları Cenab-ı Hakk’ın kahrına ve gazabına müstahak olmuş, İlahi gazabı, cezayı hak etmiş topluluklara vaaz ve nasihat edeceğiz diye niye yürek tüketip duruyorsunuz? Yahu Allah’ın helakını hak etmiş, o münkir, nankör, gafil, her belaya müstahak olmuş kavimlerle neden uğraşıp da kendinizi yoruyorsunuz?
O Allah için çalışanlar şu cevabı vermişler: cenab-ı Hakk’ın huzuruna vardığımızda beyan edeceğimiz bir mazeretimiz olsun diye bunu yapmaktayız. Yarın huzur-u ilahide: Allah’ım biz çalıştık, çabaladık, didindik, yorulduk; ne yaptıksa elimizden bir şey gelmedi, diyebilmek için bu yorgunluğa katlanıyor, bu çabayı gösteriyoruz.
Hem oturup bir iş göremeyeceğiz hem de “ne yapalım olmadı” mı diyeceğiz?
Ve leallekum yettekun: Belki söz dinleyenler olur, belki Allah’a dönerler, hakkı kabul ederler.(Araf süresi 164-165) Belki geçmişte çok çalışıp yorulduk. Gecelerimiz gündüzlerimize karışıp kapı kapı dolaşıp insanların imansız, Kuransız kalmaması için mücadele ettik. Ama kadrimiz bilinmedi, dost bildiklerimiz ya korkup ya da bir kasıt ve kıskançlıkla bizden kaçtılar, yüz çevirdiler. Biz en azından yakın dairemize bir şeyler yapma yolunda olmalıyız. Yarın hakkın divanı var, bir sözümüz, mazeretimiz olmalı. Ötede hakka hizmetten kaçkınlar olarak muamele görmeme adına yine yollarda olmaya, geceyi gündüze katmaya çalışacağız.
Fıtratımız ve karakterimiz haline gelen iyilik yapma, insanlara yardım edip destek olma, okuma ve okutma hizmetlerinden vazgeçemeyiz. İlim İrfan öğrenip öğreterek cehaletin karşısında olmaya devam edeceğiz. Bıkıp usanmadan maddi manevi çalışarak fakirliği bitirme, insanlar arsında dengeli ve eşit bir sosyal yapının oluşması için çalışmaya devam edeceğiz. Tüm dünyada yaşanılabilir, ihtilafların en aza indiği, savaşların olmadığı, çocukların ölmediği ihtilafsız bir dünyanın oluşması için hizmetlerimize yeniden bismillah deyip kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Dosta düşmana yeniden hayrın ve güzelliğin kapılarını açacağız. Şeytan ve dostlarına kötülüklerin bittiği bir dünya göstereceğiz. Kollarımız kırık, ayaklarımız yorgun da olsa Uhud ve sonrası gibi, kerreten ke kerrete Huneyn diyeceğiz. Biz her zaman olduğu gibi hak ve hakikate kul olup Allah’ın rızasına kilitleneceğiz. Kini, nefreti, intikam ve düşmanlığı ahlaksızlık olarak görmeye devam edeceğiz. Dünya yine ve yeni bir sahabe topluluğu görmüştü bunun bitmeyip, çoğalarak devam ettiğini görecek ve bunun sonucunda iyiler, şükür secdesine kapanıp, kötü niyetlilere hidayet duası edecek…
İşimiz zaten hiçbir zaman kolay olmamıştı, yine zora talip olacağız. Fani dünyanın fani lezzet ve nimetlerine perestiş edip hakka hizmetten dur olmayacağız. Ya kötülük ve kötüler bitecek ya da kıyamet kopacak ama hakkın şahitleriyiz diye yollara çıkan garipler yollarından dönmeyecek.
Sabrımız sabır taşını çatlatıp sabrı tekâmül ettirinceye kadar devam edecek. Yolumuz hak olduğuna inancımız tam olduğu için etrafımız da kalanların az ya da çokluğuna bakmadan yolumuza devam edeceğiz. Değilmi ki hakkın vadi hakka kul olanlara... Biz sâlih amellerimizle hakka kulluk ve hizmete sınır koymadan devam edeceğiz.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle