YAZARLAR

Ahsen Name

Gitme Ya Rasulallah !

Teşrîfinle müşerref olduğumuz, ilk sözlerine muhatap ettiğin bizler, şımarık hallerimizle zaman zaman ifrâtkâr bir tavır sergilesek te selamını gönlümüze hem dem etmekteyiz. Sîretimize bakmadan,
manası seninle mutmain olmuş şu arzı terk edip gitme Ya Rasulallah.

Asırlarca bir bambu edasıyla tılsımlı bekleşmeler arasındaki gel gitlerimizin muvazenesi bozuldukça, yamalı bir bohçaya döndü ömrümüz. İçeride başka, dışarıda başka… iyi ve kötüyü, güzel ile çirkini ayıramaz oldu dimağlar. Şuursuz bir yaprak gibi salıverdik rüzgârın beğendiği yöne doğru bendimizi. Seni üzerinde taşıma şerefine ermiş deve bile dayanamadı yokluğuna.
Gitme Ya Rasulallah !

Sensiz kalınca beşer, ıssız çöllerdeki kum fırtınalarının ortasında kalmış gibi görünmez oldu yollar. Tam vardım derken seraba dönüştü umutlar, iğilcenler kaçtı zamanın eteklerine, dolaşır durur pervasızca ordan oraya. Ayıklamaktan bitap düştü ümmetin.
Gitme Ya Rasulallah!
Bilâl ezan okumaz oldu. Ömer’in adaleti, Osman’ın iffeti, Ali’nin metaneti unutuldu(ra).Melekleri kaçırır olduk yanımızdan. İsmin anılınca duracakmış gibi olmadı, yerinden fırlamadı kalbimiz. Seninle bir başkaydı bu âlem.
Gitme Ya Rasulallah !

Cahiliye döneminde hani sahabelerin anlatırlardı kızlarını nasıl diri diri gömdüklerini,toprağı üzerlerine nasıl attıklarını,Kocaman yalanlarla küçücük masum dünyaları nasıl bitirdiklerini.Sen de ağlardın.
O masumların dünyaları gitti .
Şimdi kızlarımız da oğullarımız da toprağa değil medeniyet mezarına gömülüyor hoyratça.Dünya kervanında kayboluyorlar Ya Rasulallah.Arafta kalan bir neslin kaybolan çocuklarına da ağlar mısın ?

Hane-i saadet duvarlarımız bir bir yıkılıyor. Ana babalar ne kendilerini ne de çocuğunun ahiretini düşünür oldu. Sesler yükselmeye başladı kalpler birbirinden uzaklaştıkça. Seninle çözülüyordu tüm meseleler. Seninle aşılıyordu dikenli yollar. Kor gibi yanmakta batın.
Gitme Ya Rasulallah!

Yıllardır Kâbe diye başka tapıncaklara boyun eğdi insanlık öyle ki hissetmedi kalpler.Bakışlar donuklaştı,zihinler desen yolunu şaşırmış,ibadetlerin yerini çığlık ve alkışlar almış, kapılar maneviyata kapanmış.Hergün ayrı bir sefa,Hergün ayrı bir heyelan.Gel gitlerimiz kısır döngüye uğramış gibi,çarklarımızın dişleri kırık düzen tutmaz olmuş.Aş kazanımız dolmuş,hazımsızlıktan yürüyemez olmuş ecsâd.Cismaniyet kölesi olmuş bîçaregân.
Gitme sebeb-i derman!

Suyu nasıl içeceğimizden, tatlıyı ne ile tüketeceğimize kadar içtimai hayatımızda bize gerekli olan birçok şeyi Senden öğrendik. Senin rehberliğinde öğrendik köle ile sahibinin aynı topraktan olduğunu. İnsanlık olarak bir farkımız yokken haddi aşıp cefâ eder oldu birbirine yığınlar.
Gitme Ya Rasulallah!

Susuz kalmış çorak topraklar gibi susadık sana. Bakışlarımız ufka takıldı acaba görebilir miyiz? Sesini duyabilir miyiz diye. Duydum ki teninin değdiği yeri Allah yakmazmış. Doğduğun, nefes alıp verdiğin, yürüdüğün o mübarek topraklarda nefes alıp versek, yürüsek bizi de yakmaz mı Allah (cc).
Yakmasın Ya Rasulallah!

Gitme!
Yolunun delisi olmuş mecnûn gibi koşarken,
Ardında bıraktığın asrın feryâdı dinmezken ,
Cefâkeş hâlinle beni canhıraş eylerken,

Gitme!

Ümitvar gönlüm hep seni gözlüyor,
Vuslat ne zaman diye kavuşmayı bekliyor.
Sevda tepelerinde seninle cevelân etmeyi düşlüyor.
Tam vâsıl olacağım derken,
Gitme!
Gitme Ya Rasulallah!

  İçimde akan çağlayanlara bedel şu birkaç söz ile bir-iki dizedir kalemimden damlayan.

Edendimiz (sav) ile hasbihal edip gönlümden gönlünüze ,bilmemki vasıl oldu mu varacağı yere,Edendimiz (sav)'in komşuluğunu diliyorum hepinize,
hürmet ve muhabbetle...

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle