YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Tüm yönleriyle cinsiyet değiştirme

Son zamanlarda İstanbul'da yapılan bir yürüyüş ve bazı milletvekillerinin destek amacıyla bu yürüyüşe katılmaları cinsiyet değiştirme ve hemcinsine ilgi duymayı Türkiye'nin gündemine taşımıştır. Bu son olay yıllardır gündemde olan bu meselenin biraz daha meşrulaştırılmasına yönelik tehlikeli bir adım olarak telakki edilmesi gerekmektedir. Bu milletvekilleri sorumlu davranmalı bu tür toplumun ahlakını bozmaya yönelik yozlaşmaların içinde olmamalıdırlar. Onlara oy veren insanların da böyle bir yürüyüşe katılmaları için oy verdikleri kanaatinde değilim.

Bu meselenin dini yönünü ele almakta gerek nefsim gerek bu yanlışı yapanlar gerekse toplum açısından fayda görüyorum.

Kur'ân'a göre cinsiyetler

Cenab-ı Allâh insanları, erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı cinsiyette yaratmış, insan neslinin devam etmesini de bu iki cinsin birbiriyle evlenmelerine bağlamıştır. Bu yaratmayı da aşama aşama olarak analarımızın karnında gerçekleştirdiğini ifade etmektedir(Nisâ, 4/1; Zümer, 6).

Esasen O, kâinattaki tüm varlıkları bir erkek ile bir dişi olarak yaratmış (Şura, 7; Kaf, 7; Zariyat, 49) ve çoğalmalarını bunların çiftleşmelerine bağlamış, "Allâh'ın yaratması böyledir." (Lokman, 10) diyerek de bu konuda son noktayı koymuştur.

Cenâb-ı Allâh: “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.” (Rum, 30/30) buyurarak, insanları erkek ve dişi yarattığını ve kıyamete kadar bunun erkek ve dişi olarak devam edeceğini üçüncü bir cinsi yaratmayacağını ifade etmiş olmaktadır.

Esasen insanların dışındaki tüm varlıklar Yüce Yaratıcı'nın koyduğu fıtratın gereği olan bu nizama uyumakta ve hiçbir canlı kendi cinsine ilgi duymamaktadır. Bu durumda ya kainatın tamamında bulunan varlıkların fıtratlarının sapkın olduğunu yada insanın fıtratında sapkınlığa meyil olduğunu kabul etmemizi gerektirir. Tüm canlıların sapkınlık içerisinde olduğunu söylemek ve iddia etmek mümkün değildir. Öyleyse sapkınlığa meyil insan fıtratında vardır ve bugün ortaya çıkan erkek olduğu halde kendimi kadın gibi hissediyorum diyen insanların fıtratlarında bu türden bir sapkınlığın olduğunu söylemek mümkündür.

Cinsiyet değiştirme şeytanın telkini

Kur’an, fıtrat değiştirmenin şeytanın bir telkini olduğunu bildirmektedir. Şeytan Hz. Adem aleyhisselama secde etmekten kaçınıp lanetlendiği zaman Cenâb-ı Allâh'a meydan okumuştur. Kur'ân bu meydan okumayı şu şekilde nakletmektedir: “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. (Bunları yapanlar şeytanı dost edinmişlerdir.) Allâh'ı bırakıp şeytanı dost edinenler de apaçık bir zarar içindedirler. Şeytan onlara söz verir ve onları kuruntuya sevkeder. Oysa şeytanın söz verdiği tek şey aldatmadır. İşte onların varacakları yer cehennemdir ondan kaçışta bulamayacaklardır.” (Nisâ, 4/119-121).

Kur'ân bu ayet-i kerimede cinsiyet değiştirmenin şeytanın telkiniyle meydana gelen bir sapkınlık olduğunu açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. Aynı zamanda insan fıtratını değiştirmeye yönelik tüm çabaların şeytanın eseri olduğunu da dile getirmektedir.

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir meselede şeytanın bunları Cenab-ı Allâh'a meydan okurken söylemesidir. Ona göre bir hayvanın kulağının yarılması gibi basit gibi görünen fakat fıtratı değiştirici olan bir hadise Cenâb-ı Allâh'a meydan okumaya değecek kadar önemli bir argümandır. Hele hele tümden cinsiyet değiştirme gibi bir hadise onun meydan okumasının vazgeçilmez bir unsuru haline gelecektir. Allâh'a meydan okuma da şeytana alet olmak ne kadar büyük bir aldanma ne kadar büyük bir talihsizliktir.

Yine burada gözden kaçırılmaması gereken bir diğer durumda fıtratın değiştirilmesi anlamına gelebilecek her şey haram kılınarak bunlar Allâh Rasûlü'nün (sav) diliyle lanetlenmiştir. "Saçlara saç ilave edene (postij veya peruk olarak) ve bunu yaptıranlara, dövme yapana ve onu yaptırana, yüzdeki kılları alana ve onları aldırana, dişlerin arasını inceltene ve bunu yaptıranlara Allâh lanet etsin." (Buhârî, Libâs 86; Müslîm, Libâs 2124; Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Nesâî, Zinet 24).

Bu fiillerin Allâh Rasûlü'nün (sav) diliyle lanet edilmesinin tek sebebinin bunların fıtratı değiştirmeğe yönelik davranışlar olduğu hususunda âlimler hemen hemen ittifak halindedirler. Bize basit gibi görünen bu meseleler sebebiyle yapanlar ve yaptıranlar lanetileniyorsa fıtratı tümden değiştirmeye yönelik olan cinsiyet değiştirmenin hükmünü okuyucularımın anlayışına havale ediyorum. Sahi Allâh ve Rasûlü nasıl bakıyordur bu olaya!!!

İnsanda bulunan bir kısım kusurlara müdahale edilmemesi ve bunların dünyada bulunma gayemiz olan imtihanın bir unsuru olduğunun unutulmaması gerekmektedir.

Her cins kendi özelliklerini korumalı

İslam, cinsler arasındaki kaymalara sebep olabilecek tüm tutum ve davranışları yasaklamıştır. Peygamberimiz (sav): “Kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara Allâh lanet etsin” buyurmuştur. (Buhârî, Libâs, 61-62; Ebû Dâvûd, Libâs, 30) Yine Allah Rasûlü (sav), kız çocuklara has giyecekleri erkek çocuklar üzerinde görünce hoşnut olmadığını göstererek müdahale etmiştir (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, IV, 171).

Erkek ve kadın olarak her cinsin kendine has özelliklerinin korunması için Yüce Dinimiz kadınların erkeklere benzemelerini erkeklerin de kadınlara benzemeye çalışmalarını kesin bir dille yasaklamıştır. Giyim kuşamdan tutunda en ince ayrıntısına varıncaya kadar kadın ve erkek ayrımı yapılmış erkeğe haram kılınan süslenme, takı takma, altın ve gümüş kullanma gibi bir kısım şeyler kadınlara helal kılınmıştır. Bu itibarla gerek geleneksel olarak tevarüs ettiğimiz gerekse yeni ortaya çıkan bir kısım şeyler doğrultusunda erkekler kadınlara ait şeyleri kullanmamalı kadınlarda erkeklere ait şeyleri kullanmaktan kaçınmalıdır.

Bu bakımdan, çocukların küçüklükten itibaren kıyafetten başlayarak her türlü tavır ve davranışlarında, cinsler arasındaki farklılıklar dikkate alınarak ve her cinsin kendi özelliklerine uygun bir şekilde yetiştirilmeleri şarttır. Sanatçılarda sanat adı altında bu tür şeyleri kullanmaktan hassasiyetle uzak durmalıdırlar.

Sanatlarını bu tür şeylerden uzak duracak bir şekilde icra etmenin birçok yolları vardır. Çünkü; sanat adı altında icra edilen şeylerin insanlar üzerinde özendirici yönü vardır. Bir günahın işlenmesine sebep olan insan da o günahı işlemiş kadar da günah kazanır.

Kapalı cezaevi'nde vaiz olarak görev yaptığım dönemde travestilerin kaldıkları koğuşa gidip onlara sohbet etmiştim. Bunların tamamı küçüklüklerinde cinsel istismara uğradıklarını zamanla bundan hoşlandıklarını kimisi bunu maddi çıkar elde etmek kimisi de başlarına gelen bu olay sebebiyle toplumdan intikam almak için bu işi yapmaya devam ettiklerini samimi olarak itiraf etmişlerdir.

Bu davranışı Lût kavmi başlamıştır

Burada üzerinde durulması gereken önemli bir husus daha vardır. Erkekle erkek, kadınla kadın arası cinsel ilişki, dini açıdan haram ve büyük bir günahtır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiğine göre eşcinsel ilişki ilk defa Hz. Lût aleyhisselâm'ın kavmi tarafından başlatılmıştır. Bu toplum Hz. Lût aleyhisselam tarafından uyarılmış yaptıkları işin çirkin ve büyük bir günah olduğu belirtilmiştir. Onların bu günahta ısrar etmeleri üzerine de üzerlerine lav parçası taşlar gönderilerek helak edilmişlerdir (A’râf, 7/ 80-81). Bu ilişki Allâh tarafından o kadar nefret edilmektedir ki bunu yapanlar daha dünyadayken yakılarak cezalandırılmışlardır. Bu yanlışın içinde olanları bu günahın ahiretteki cezasının büyüklüğünü düşünerek bu işi terk etmeleri gerekmektedir.

Helâl olan cinsel ilişki

İki insan arasındaki cinsel ilişkiyi helal hale getiren yegane şey nikâhtır. Nikâh ise sadece aralarında herhangi bir evlenme engeli bulunmayan bir erkek ile bir kadın arasında meşrudur. Nikâhtan söz eden Kur’an ayetlerinin tamamında nikâh, sadece erkek ve kadın arasında gerçekleşebilen bir akit olarak ifade edilmektedir (Nisâ, 4/22). Aynı cinsten olan iki kişi arasında nikâh meşru olmadığına göre, bunlar arasında cinsel ilişki de meşru olmaz. İster erkekler ister kadınlar arasında olsun eşcinsel ilişkiler, dinimizin kesinlikle yasakladığı, Allâh'ın ve Resûlullâh'ın en çok kızdıkları büyük günahlardandır.

Eşcinsel ilişkinin cezası

Böyle bir ilişki yaşayan kişilere dinimizin takdir ettiği bir ceza vardır. Hanefîlerden İmam-ı Azam'a göre bunlara ta'zir cezası verilir. Ta'zir cezası da devlet başkanı tarafından belirlenir. Şafii, Malikî ve Hanbelilere göre ise bunlara had cezası uygulanır görüşü olmakla beraber bunların recm edileceği görüşü mezhepte amel edilen ve tercih edilen görüştür. Bu üç mezhebimize göre böyle bir fiili işleyen insanlar ister evli ister bekar olsun hüküm değişmez ve bunlar recmedilirler. Çünkü; Peygamberimiz (sav) böyle cezalandırılmarını emretmektedir. "Lût kavminin amelini yaparken yakaladığınızda faili de (bu işi yapan) mefulu'de (kendisiyle bu iş yapılan) öldürün." (Tirmizî, Hudud 24; Ebû Dâvûd, Hudud 29). Ebû Dâvûd'un naklettiği ve Abdullâh ibn-i Abbâs'ın rivayet ettiği başka bir hadis'te de; "Livata (erkeğin erkekle, kadının kadınla ilişkisi) yaparken yakaladığınız bekarı da recm ediniz." diye buyurulmuştur. Bu iki hadisi delil getirmek suretiyle bu üç mezhebimiz bu işi yapanların evli ya da bekar olmalarına bakılmaksızın recm edileceklerine hükmetmişlerdir. (el Muğni, 8, 187; el Munteka ale'l- Muvatta, 7, 142; Haşiyetu'd Dusuki, 4, 314).
Bu Hadîs-i Şeriflerden ve mezheblerin bu işi yapanlara verilecek ceza ile ilgili hükümlerinden islam'ın bu konuda ne kadar titiz ve ne kadar hassas olduğu bir kere daha anlaşılmaktadır.

Eşcinsel ilişkiye götüren şeyler yasak

Kadınların kadınlarla erkeklerin erkeklerle cinsel ilişkileri haram olduğu gibi, bu ilişkiye götürecek tüm tutum ve davranışlar da haram kılınmıştır. Zina'nın yasaklandığı ayet-i kerimede konunun hassasiyetinden dolayı "zina'ya yaklaşılmaması" emr edilmektedir. Aynı şekilde zinaya meyletme ihtimalinden dolayı bir erkeğin başka bir erkeğin avret yerlerine; bir kadının da başka bir kadının avret yerlerine bakmasını ve dokunmasını yasaklanmıştır. Bir rivayette ise bir kişinin helali olmayan birisinin ön yada arka organına bakması ile ilgili olarak Peygamberimiz'in (sav) "Başka bir kişinin sev'etan (ön ve arka organlar)'ına bakanlara Allâh lanet etsin" diye beddua ettiği belirtilmektedir. Yine, iki erkek veya iki kadının arada bir engel olmaksızın aynı örtü altında bulunmalarını dahi yasaklamıştır (Tirmizî, Edeb, 38). Ulema emred diye tabir edilen tüyü bitmemiş gençlerin yüzüne bakılmasını ve dokunulmasını mekruh kabul etmişlerdir.

Hunsa ve hükümleri
Bazı istisnai durumlarda cinsiyetin tam olarak belirmemiş olması durumu söz konusudur. İslâmda bu kişilere HUNSA adı verilir. Bunun erkek veya kadın olması ile ilgili olarak da bazı kriterler getirilmiştir.
Hünsa olan kişi buluğ çağına erdiğinde sakalının çıkması, kadınlarla cinsî münasebette bulunması, penisinden ihtilam olması ve bir kadını hamile bırakabilmesi gibi erkeklik belirtileri görülürse, bu kişi erkek sayılır. Çünkü; bunlar erkeklere mahsus alâmetlerdir.

Ancak hunsa olan kişi adet görse, gebe kalsa, göğüslerinde irileşme meydana gelse, göğüslerine süt gelse, kadınlık organıyla cinsel ilişki bulunulsa, rahim ve rahim yolu bulunsa veya hamile kalsa bu kişi kadın sayılır. Çünkü; bu belirtiler kadınlara mahsus alâmetler olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca birde hünsa-i müşkil vardır. Buda Erkeklik ve kadınlığa âit alametlerin hiçbirinin görülmemesi veya her ikisinin birlikte görülmesi durumunda gerçekleşir. Böyle olan kimselere hünsa-i müşkil adı verilir. Bunların durumu problemlidir. Erkek olarak kabul edilmedikleri gibi kadın olarak da kabul edilmemektedirler. Bunlar da milyonda bir görülecek çok nadir vakalardır.

Bunların kendilerine ait hükümleri vardır. Namaz kılarken erkek safları ile kadın safları arasında namaza durur. Çünkü eğer erkekse, kadınların safında namaza durması caiz olmaz. Eğer kadınsa, erkeklerin safında namaza durması caiz olmaz. Bundan dolayı erkek safları ile kadın safları arasında namaza durması ihtiyat açısından daha uygundur.

Kadınların saflarında namaz kılarsa, erkek olması ihtimaline binâen namazını iade eder. Erkeklerin safında namaz kılarsa, kadın olması ihtimaline binâen sağındaki, solundaki ve tam arkasında kişiler namazlarını yeniden kılmaları gerekir. Kadın olması ihtimaline binâen hünsa-i müşkil baş örtüsü ile namaz kılar ve kadın oturuşu ile oturur.

İpek elbise giyemez ve zinetler takamaz. Bu yasaklar onun erkek olması ihtimaline binâendir. Mahremlerinden başka ne bir erkek ve ne de bir kadın onunla baş başa kalamaz. Hanefîlere göre yanında bir mahremi bulunmadan sefer mesafesi bir yolculuğa çıkamaz. Bu yasak onun kadın olma ihtimalinden dolayı ihtiyat sebebiyledir.

Tedavi

Bi kişide erkeklik belirtilerinin bir kısmı görülüpte bir kısmı görülmezse bu kişinin görünmeyen belirtiler ile ilgili olarak tedavi olması gerekir. Bunun anlamı o kişinin karşı cinsten olması değildir. Bir insanda kendi cinsiyetine ait tüm belirtilerin görülmemesi bir hastalıktır. Örneğin bir kişi erkek cinsiyetinin tüm özelliklerini taşıyor ama bir kadını hamile bırakma yönünden sperm kalitesi zayıf veya sayısı azsa bu insanın spermleri ile ilgili olarak tedavi görmesi gerekir. Aynı şekilde başka herhangi bir belirtisinde sıkıntı varsa bunun tedavi olması gerekir. Bu o kişilerin karşı cinsten olduğu anlamına gelmez.
Herhangi bir hastalığı sebebiyle tedavi olan bir insan gibi bunlar da tedavi olmalı ve kendi cinsiyeti ile hayatını devam ettirmelidir. Zira İslam tedavi olmayı, ve hastalıklara çare aramayı emretmektedir. (Buhârî, Tıb 1; Tirmizî, Tıb 2; Ebû Dâvud, Tıb 1).

Sonuç olarak

Birçok yönüyle Cenâb-ı Allâh'ın gazab ettiği Resûlullâh’ın lanet ettiği ve hoşlanmadığı topluma ahlaki olarak ne kadar zararlı olduğu belli olan bu tür cinsel sapmaların içerisinde olanları bu bilgiler doğrultusunda bir kere daha düşünmeye içinde bulundukları bu yanlışı terk etmeye davet ediyorum.

Siyasetçilerimizi de sorumlu davranmaya, onlardan gelebilecek birkaç oy uğruna toplumun ahlaki olarak dezenformasyona maruz kalmasına alet olmamaya davet ediyorum. Bu yazıyı da en azından Allâh'ın huzurunda ikaz vazifesini yaptığını ifade etmek için yazıyorum. Kalplerde te'sir halketmek ise Cenâb-ı Allâh'ın taktirindedir.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle