YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Sakıncalı Bir Evlilik Teklifi

Son yıllarda gençler arasında yaygınlaşan bir evlilik teklifi vardır. Evlenmeyi düşünen gençler arkadaşlarını toplarlar ve onların huzurunda erkek kıza "benimle evlenir misin" diye sorar kızda sevinçle "evet" diye karşılık verir. Orada bulunan arkadaşları ise alkışlarla bu olaya şahitlik ederler. Daha sonra aileler arasında kız isteme nişan merasimi ve düğün yapılır. Allah evlenecek tüm gençlerimize hayırlı mutlu evlilikler nasip etsin.

Gençlerin kendi aralarında yapmış oldukları bu uygulama görünüşte masum olsa da fıkıh açısından bazı sakıncaları vardır. (Burada yapacağım değerlendirme tamamen Hanefi Mezhebi esas alınarak yapılacaktır.)

Evlilikte asıl olan evlenmelerinde dini açıdan bir engeli bulunmayan kişilerin, şahitlerin huzurunda, evlenme yönünde iradelerini beyan etmeleridir. Bu ifadeden anlaşılıyor ki evlilik için belli şartlar vardır.

Bunlar;
1- Evlenecek kişilerin evlenmelerinde bir engelin olmaması
2- Evlilik teklifinin şahitlerin huzurunda yapılması
3- Evlenecek kişilerin iradelerini beyan etmeleri
4- Mehrin tespit edilmesi

Gençlerin kendi aralarında yaptıkları bu evlilik teklifini bu şartlar açısından değerlendirdiğimizde nikah için gerekli şartların tamamen oluştuğunu görmekteyiz.

1- Evlenmelerinde bir engel yok
2- Şahitler mevcut
3- Kız Mehr-i Misil hak etmiştir
4- Her iki taraf açıkça iradelerini beyan etmektedirler. Yani İcab ve Kabul gerçekleşmiştir.

İrade beyanı ile ilgili olarak bir hususun üzerinde durmakta fayda vardır. Mezhepler arasında irade beyanında evlenme sözcüğü için geçmiş zamanın kullanılması asıldır. Ancak tercih edilen görüşe göre "evlenir misin" şeklindeki sorular icaba davettir ve beraberinde evlilik niyeti varsa irade beyanı açısından yeterlidir. Hatta bu mevzuda lehçelerde kullanılan bir kısım kelimelerin kullanılması dahi geçerlidir. Ör. "Benumla evleney musun" diye teklif edilmesi durumunda eğer evlenmeye niyeti varsa bu icap sahihtir.

Burada Hanefi mezhebi ile diğer mezheplerin ihtilaf ettiği temel bir konu vardır. Velayet meselesi; diğer mezheplerde böyle bir durumda velinin izni şarttır. Ancak Hanefi mezhebinde velinin izni şart değildir. Zira Hanefiler akıllı ve büluğ çağına ermiş kızları kendi evliliklerine karar vermeye yetkili kabul ederler. Bu açıdan evlenecek kızın irade beyanı yeterli olup Hanefilere göre velisinin izni gerekmemektedir. Ayrıca veli kızını istemediği biri ile evliliğe zorlayamaz.

MEHİR konusuna gelince; bir nikâh akdi esnasında mehir tespit edilmediği takdirde kız mehr-i misil almayı hak eder. Mihri Misil ise kızın baba tarafından emsali kızların evlenirken aldıkları mehir miktarı kadardır. Yani böyle bir evlilik teklifinde mehr-i misil kendiliğinden devreye girer.

Medreselerde kullandığımız klasik bir örnek vardır. Bir oğlan bir kızı görüp beğense kıza "seni aldım" dese kızda "bende sana vardım" dediğinde bu olaya şahitlik edenlerde bulunsa bu durumda kız mehri misil almayı hak eder. Ve bunların nikahları sahih (geçerli) kabul edilir.

Dolayısıyla gençlerin kendi aralarında yaptıkları bu evlilik teklifinde Hanefî mezhebine göre nikahın tüm şartları oluşmaktadır. Böyle bir evlilik teklifi sonucunda gençler dini açıdan nikahlı sayılırlar. Eğer daha sonra bu teklif evlilikle noktalansa üslup açısından tenkit edilse de ciddi sıkıntılar barındırmamaktadır. Bu teklif evlilikle neticelenmediği takdirde ise bu durumun hem kadın hem de erkek açısından ciddi sıkıntıları bulunmaktadır. Zira bunlar evli olduklarını bilmediklerinden böyle bir ayrılma durumunda boşanma prosedürleri de uygulanmamaktadır. Erkek açısından nikahlı eşi başkasıyla evlenmiş olmaktadır. Kadın açısından ise dinen evli olduğu halde gidip bir başkasıyla evlenmektedir.

Onun içindir ki böyle sıkıntılara meydan vermemek için baştan itibaren iyi düşünmeli böyle sakıncaların ortaya çıkmasına sebep olacak uygulamalara gidilmemelidir.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle