YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Resûlullah'a (sav) oruç meşru kılınırken

Hicretten sonra şaban ayında "sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size de farz kılındı." (Bakara, 183) ilâhî fermanı geldi.

ORUÇ SAYILI GÜNLERDE; Birçok ilahi emir ve yasakta olduğu gibi oruçta da aşama aşama bir tedricilik vardı. "Oruç sayılı günlerdir." (Bakara, 184) ifadesi şeref sudur olmuştu. Bu sayılı günler kimi müfessirlere göre pazartesi ve perşembe oruçları, kimilerine göre aşure orucu, kimilerine göre de her ayın ortasından üç günlük oruçtu.

DİLEYENE ORUÇ DİLEYENE FİDYE Bir sonraki aşamada da; "oruç tutmaya güç yetirenler dilerlerse oruç tutsunlar dilerlerse de miskinlere yemek yedirsinler." (Bakara, 184) âyeti nazil oldu. Bu aşamada dileyen sahabiler oruç tutuyorlar dileyenler de oruçlarının yerine fakirlere yemek yediriyorlardı.

ORUÇ HERKESE FARZ-I AYIN Daha sonraki aşamada da; "Ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan onları doğru yola götüren, hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur'ân o ayda indirildi. Artık sizden her kim ramazan ayının hilâlini görürse ramazan ayının orucunu tutsun." (Bakara, 185) fermanı gelince oruç herkese farz-ı ayın oldu.

İLK ZAMANLARDA İMSAK VAKTİ Fakat, oruç hangi vakitler arasında tutulacaktı? Bitişi akşam namazı ile olacak ama başlangıcı ne zaman olacaktı? İlk başlarda oruç için İmsak vakti yatsı namazından sonra oruca niyetle veya ondan önce de olsa ilk uyku veya uyuklamayla başlıyordu. Bu çok zor bir hadiseydi. Oruçluyken yasak olan şeyleri yapabilmeleri için yaklaşık olarak bir saat zamanları vardı. Yine de sahabelerin hiçbir şikayeti yoktu. Şevkle oruçlarını tutuyorlar ibadetlerini yapıyorlar günlük işlerini takip ediyorlardı.

Bir gün bir sahabi akşama kadar tarlasında çalışmıştı. Akşam ezanı okunmuş eve gelmiş , yemeğini yedikten sonra namazını Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber kılacak olmanın heyecanını yaşıyordu. Hanımı sofra hazırlamakla meşguldü, elinde sofrasıyla geldiği zaman kocasının yorgunluktan uyuyakaldığını gördü. Dolayısıyla ertesi günkü oruç için imsak başlamıştı. İftar yapamamış tekrar oruca başlamıştı. Bu sahabi ertesi gün de tarlasına çalışmaya gitmiş, öğleye doğru açlıktan ve yorgunluktan düşüp bayılmıştı. Hanımı Allâh Rasûlü'nün huzuruna kabulünü istemiş ne yapması gerektiğini ona danışmıştı.

Bu sırada hazreti Ömer Allâh Resûlü’nün yanına gelmiş ve, "ya Resûlallah helak oldum." diyordu. O da evine gitmiş eşiyle birlikte olmak istemiş, eşi uyuduğunu söyleyince, Hazreti Ömer onun birlikte olmak istemediği için böyle söylediğini düşünerek ilişkiye girmiş daha sonra gerçekten uyuduğunu anlayınca pişman olmuştu. O da durumunu "helak oldum" diyerek yana yakıla Resûlallah'a arzediyordu. Onların bu durumu karşısında arş ihtizaza gelmiş Allâh Rasûlü'nü sallallahu aleyhi ve sellem vahiy hali kaplamıştı. "siyah iplik beyaz iplikten ayırt edilinceye kadar yemeye içmeye devam edin."(Bakara, 187) ilahi fermanı gelerek oruç bu ümmet için bir kere daha hafifletilmişti.

SİYAH İPLİK BEYAZ İPLİK
Sahabilerden birisi gece yatarken yanıbaşına biri siyah biri beyaz iki tane iplik koymuştu. Onlara bakıp yemeğe içmeye devam ediyordu. Ortalık iyice aydınlandığı halde hâlâ siyah iplik beyaz iplikten ayırt edilemiyordu. Durumu Allâh Rasûlü'ne anlatınca, tebessüm etmiş ve "sen kalın kafalısın" buyurmuştu. (haşa biz o sahabiye öyle bir şey diyemeyiz.) Bunun üzerine, "fecirden" kaydı gelerek, orucun vakti fecri sâdıktan güneş batıncaya kadar olan süre için taayyun etmişti.

Böylece, oruç bir kaç aşamadan geçmiş ve nihayet son şeklini almıştı.
Allâh'ım bizi hakkıyla eda edenlerden eylesin.

BİRAZ DA ŞEMÂİL'DEN
2 - Peygamberimiz'in Fizikî Yapısı
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem aşırı uzun boylu değildi. Kısa da değildi. Orta boylu idi. Onu ilk defa görenler onu uzun boylu zannederdi. Fakat, onunla beraber olunca orta boylu olduğunu anlardı. Onu ilk defa görenler ondan heybet kapardı. Fakat onunla birlikte olunca heybeti gider sevgisi kalırdı.
Omuzları geniş, kemikleri iri, kafası irice, yüzü yuvarlakça, elleri ve ayakları irice, belden yukarısı uzundu.

Rengi soluk beyaz değil, buğday tenliydi. Gözleri iri ve simsiyahtı. Kirpikleri uzundu. Göğsünden göbeğine doğru bir çizgi halinde kılları mevcuttu.

Onu anlatanlar, "ondan önce de ondan sonra da onun kadar yakışıklı birini görmedim" derdi.

Rabb'im bizi onun bereketine nail eylesin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle