YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Resûlullah (sav) ve oruç adabı

Her ibadetin bir adabı vardır ve bu adab o ibadetin kabul edilmesinin sırrıdır. Kelime-i Şehadetin adabı dilin söylediğini kalbin tasdik etmesidir. Namazın adabı huşu ve hudu'dur. Zekatın adabı tevazu ve zekât verilen kişiye minnet edilmemesi eziyet yapılmamalıdır. Bunlar bu ibadetlerin kabul olması için şarttır. İşte aynen bunlar gibi orucunda adabı vardır. Oda Cenâb-ı Allah'ın yapılmasını haram kıldığı şeylerden gerek fiili olarak gerekse sözlü olarak kaçınmaktır.

Dedikodu, söz taşıma, yalan konuşma, gibi diğer zamanlarda haram olan işleri yapmak ramazanda oruçlu iken daha kuvvetli bir şekilde yasaktır. Buna dikkat etmek her müslümanın üzerine farzdır. Bunların yapılması ramazanın dışında da haramdır. Ancak, oruçlu iken bu haramlar daha büyük bir kuvvet kazanır.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur : "Yalan söylemeyi ve yalan sözlerle amel etmeyi terk etmeyen bir kimsenin yemesini içmesini terk etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur." Başka bir hadis-i şerifte de; "Oruç tutan bir kimse kötü söz söylemesin bağırıp çağırma gibi cahillikler yapmasın." şeklinde emirler gelmiştir. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurmaktadır: "Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttuğu oruçtan susuzluk çekme ve açlıktan başka bir kazancı yoktur. Nice gece kalkıp geceyi ihya edenler vardır ki bu kalkmalarından ötürü uykusuzluktan başka bir kazançları yoktur."

Hz. Aişe validemiz'in naklettiği bir hadiste de gıybetin orucu bozduğu ifade edilmektedir. Bu hadise binaen İmam Evzâî gıybetle orucun bozulacağına ve kaza edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. İbn-i Hazm ise böyle bir orucun kefaretinin tutulması gerektiğini ifade etmiştir. Bu meselede cumhur alimlerin geneli onlar gibi düşünmemiş bu yasakların ramazanda daha şiddetli olduğuna ancak gıybetin orucu bozmadığına hükmetmişlerdir.

Bazı alimler "oruç perdedir." şeklinde mutlak olarak ifade edilen hadisi günahlara karşı perde dolayısıyla cehennem ateşine karşıda perde şeklinde anlamışlardır. Bu konuda gelen bir hadis-i şerifte onların görüşünü teyit etmektedir; "oruç gıybetle yırtılmadığı müddetçe kişiyi cehennem ateşine karşı koruyan bir perdedir." buyrulmuştur.

Kadı İyaz, oruç günahlara karşı perdedir veya ateşe karşı perdedir veya bunların hepsine karşı perdedir denilebileceği kanaatindedirler. İmam-ı Nevevî'de aynı görüşü savunmaktadır.

Sahabilerin büyüklerinden Hz. Cabir b. Abdullah şöyle demiştir; "Oruç tuttuğun zaman seninle beraber, kulağın, gözün, dilin de oruç tutsun. Ağzın yalan ve Allah'ın haram kıldığı şeyleri konuşmasın. Kulağın Allâh'ın hoşlanmadığı şeyi dinlemesin. Gözün Allah'ın haram kıldığı şeylerden sakınsın. Komşularına eziyet etme. Oruçlu olduğun günler ile oruçlu olmadığın günler aynı olmasın." Bu hadislerden ve bu büyük sahibinin yapmış olduğu tavsiyeden bütün organlarımıza da oruç tutturmamız gerektiği anlaşılmaktadır. Öyleyse bir mü'min olarak bizler bu adabı yerine getirerek hakiki anlamda bir oruç tutma gayreti içinde olmalıyız. Yoksa, Allah korusun aç kalmış, susuz kalmış, bazı zevklerimizden mahrum kalmış fakat hiç bir sevap elde edememiş oluruz.

Bir insan olmamız hasebiyle oruçluyken sinirlenmemizi gerektirecek durumlar olabilir. Böyle durumlarda Peygamberimiz (sav) nasıl davranılması gerektiğini bize tarif etmektedir. Buhârî ve Müslim'in naklettiği Hz. Ebû Hüreyre'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte O, (sav) şöyle buyurmaktadır; "sizden biri oruçlu olduğu zaman kötü söz söylemesin bağırıp çağırmasın. Bir kimse kendisine sövecek olursa yahut dövüşecek olursa "ben oruçluyum" "ben oruçluyum" desin."

Bu tavsiye farz olan oruçlar içindir. Çünkü; farzların eda edilmesinde riya yoktur. Nafile oruçlarda ise orayı terk etmek esastır. Zira "ben oruçluyum" demek nafile oruçlarda riyaya sebep olabilir. İşte nefsimize sahip olmanın bazı nahoş olaylara karışmamanın Peygamberane yolu. Ne mutlu o yolu kendine rehber edinenlere!!!
Rabb'im hepimize hakkıyla oruç tutabilmeyi nasib etsin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle