YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Resûlullah (sav) Ramazan'da eşleriyle beraber

Allâh Rasûlü (sav) gerek ramazanda gerekse ramazanın dışında ailesine en iyi davranan olduğu gibi ashabına ve ümmetine de eşlerine iyi davranmalarını tavsiye etmektedir. Allâh nasip ederse bugün bu konuyu bazı alt başlıklar altında incelemeye çalışacağız. Rabb'im aile bağlarının zayıfladığı bu dönemde onu örnek almayı hepimize nasip etsin.

Eşlerine değer vermesi

Peygamberimiz (sav) eşlerine değer verir onları memnun etmeye çalışırdı. Onlara isimleriyle hitap eder, sahabilere onlardan bahsederken bazen ananız bazen de onların güzel bir özelliklerini vurgulardı.

Onların faziletlerini söyler, onları sevdiğini de ifade ederdi. Nasıl ifade etmesin ki, bir sahabeyi sevdiğini söyleyen bir kişiye "git ona sevdiğini haber ver." diyen Allâh Rasûlü (sav) eşine onu sevdiğini söylemez mi? En çok kimi sevdiğini soran bir sahabiye, eşinin ismini söylemişti.

Onlarla beraber aynı tabaktan hatta bazen aynı kaşıkla yemek yerdi. Yine onlarla aynı kaptan su içer, bazen eşinin suyu içerken dudaklarını değdirdiği yere dudaklarını değdirir öylece su içerdi.

Eşlerini bineğine alır, onların hayvanlarına binmelerine yardımcı olur, bazen dizini büker ve dizine basmalarını hayvana öyle binmelerini söylerdi. Hz. Safiye validemiz'in anlattığı ilginç bir vaka onun aynı zamanda ne kadar centilmen olduğunu da bize göstermektedir. Birgün Allâh Rasûlü ile beraberce bindikleri devenin ayağı sürçer ikisi birlikte deveden düşerler. Ebû
Talha yardım etmek için koşarak gelir. Peygamberimiz de, "kadına bak onunla ilgilen ona yardım et." diye onu Hz. Safiye validemize yardım etmesi için yönlendirdiğini nakleder.

Hayırlı Eş

Peygamberimiz (sav) hanımlarına karşı davranışlarında nezaket ve iyiliği esas almış ashabına da böyle yapmalarını tavsiye etmiştir. "Sizin en hayırlı olanınız ehline karşı hayırlı olanınızdır. İçinizde ehline karşı en hayırlınız da benim." buyurmaktadır. Ayrıca, "Allâh celle celaluhunun kadınlara iyi davranmamızı emrettiğini" "onları Allâh'ın bize teslim ettiği bir emanet olarak bilmemiz gerektiğini" "kadınların annelerimiz, kızlarımız ve teyzelerimiz olduğunu önemle" vurgulamıştır.
Peygamberimiz ( sav ) ev işlerinde hanımlarına yardımcı olmuş ashabına ve bizlere de eşlerine yardımcı olmalarını tavsiye etmiştir. Kendi işlerini bizzat kendisi yapar, evi süpürür, söküğünü diker, elbisesine yama yapar, ayakkabısını tamir eder, hayvanları sağlar, hayvanları sağdığı kovasına yama yapar, eşlerine yemek yapma konusunda yardımcı olurdu. Bunları yapmayı hiçbir zaman da kılıbıklık olarak görmezdi.

Beraber vakit geçirme

Peygamberimiz (sav) aile reisi olarak en çok önem verdiği hususlardan biri de aile fertleri ile beraber kaliteli vakit geçirmesiydi.
O her gece bir eşinin evinde kalır, her sabah mescitten çıktıktan ve ikindi namazını kıldıktan sonra günde iki kere eşlerini teker teker ziyaret eder, onlarla sohbet eder, ikram ettikleri şeylerden yer ve içerdi.
Ayrıca aile fertlerinin tamamını bir araya getirmek için her akşam hanımları Resûlullâh (sav) o gece kimin evinde ise onun yanına topluca gelirler beraberce sohbet ederlerdi. Üstelik bu ziyaret ve sohbetlerini günlük olarak yapmak zorunda olduğu; idarî, sosyal, ailevi ile irşad ve tebliğ vazifesine rağmen ihmal etmezdi.
Bu ziyaretlerinde eşlerine selam verir, onlara yaklaşıp elini omuzlarına koyar, oruçlu olsa dahi öper, hal hatır sorarak problemleriyle alakadar olurdu. Hatta Hz. Safiyye validemizin bir probleminden dolayı sabaha kadar hiç uyumadan kendisiyle ilgilenmiştir.

Onların kendi aralarında birbirlerine takılmalarına ve şakalaşmalarına izin verir, hatta bazen onlara taktikler verirdi. Hz. işe ve Hz. Hafsa validelerimiz Hz. Safiyye validemize "yahudi kızı biz senden daha üstünüz. Çünkü; biz Allâh Rasûlü'nün amcasının kızlarıyız."(ikiside Kureyş aşiretine mensub olduklarından dolayı amcasının bunu söylüyorlar.A.K.) diyerek takıldıklarında, Peygamberimiz ona şöyle taktik verir; "Onlara benim kocam Muhammed, babam Harun, amcam Musa iken siz nasıl benden daha üstün olabilirsiniz." demesini söyleyerek taktikler vermiştir.

Hanımlara şiddet

İnsan olmamız yönüyle bir erkek olarak zaman zaman hata yaptığımız gibi kadınlar da hata yapabilirler. İşte, Peygamberimiz (sav) hanımlarının hoşa gitmeyen davranışları karşısında her zaman anlayış ve hoşgörüyü esas almış, onları hiçbir zaman dövmemiş, hatta hakaret dahi etmemiştir. Hele hele Peygamberimiz'in dokuz eşli olduğunu ve bunların kendi aralarında zaman zaman kıskançlık sonucu olarak bir kısım normal karşılanmayacak davranışlarda bulunduklarını göz önünde bulundurduğumuz zaman bunun ne kadar önemli olduğu daha iyi görülecektir.

Bir insan olarak onlarda zaman zaman bazen kıskançlık sonucu bazen bir ihtiyaçlarının karşılanmasını istemeleri sebebiyle, ona karşı seslerini yükseltmişler, onu üzmüşlerdir. Fakat bunların hiçbiri karşısında O, eşlerini üzecek hiçbir şey söylememiş ve yapmamıştır. Bazen bu tür istekleri karşısında evden kaçmak zorunda kalmış, bazen bir sahabi duruma müdahale etmiş, bazen de bu davranışı bir espri ile geçiştirmeye çalışmıştır. Örneğin bir hanımının evinde bulunduğu bir gün, diğer hanımı bir kap içerisinde yemek göndermiş evinde bulunduğu hanım ise kıskançlık sonucu olarak o yemeği yemesine müsaade etmemiş, kabı da yere vurarak parçalamıştır. O ise etrafında bulunan sahabilerine, "Ananızın kıskançlığı tuttu." diyerek espiri ile bu durumu geçiştirmeye çalışmıştır.

Bırakınız eşlerini O, hizmetçilerine dahi kötü davranmamış, onları azarlamamış, onları hiç bir zaman dövmemiştir.
Ashabına da hanımlarını dövmemelerini ve kötü davranmamalarını tavsiye ederdi. "kadınları ancak kötü kişilerin dövdüğünü" söyler, ve "Nasıl onları döver, sonra da akşam olunca utanmadan onlarla beraber yatarsınız." diyerek düşünmeye sevkederdi.

Hanımlarının akrabalarına değer vermesi

Hanımlarının yakınlarına da son derece iltifat eder ve bunu yapmanın imanın bir gereği olduğunu ifade ederdi. İmkanları ölçüsünde ihtiyaçlarını karşılar ve onlara hediyeler verirdi.
Hatta hizmetlerini gören kişilerin ailelerine bile hususi iltifatlar eder, onları sık sık ziyarete gider, küçüğünden büyüğüne herkesin hal ve hatırını sorar, onlarla şakalaşır ve kendisini evlerinin bir ferdi gibi telakki eder ona göre davranırdı.

Sonuç olarak

Allâh Rasûlü ( sav ) eşlerine olan bu davranışlarını ramazan'da da ramazan'ın dışında da devam ettirirdi.
Hanımlarının haklarını eda etme konusunda diğer zamanlarda nasıl davranıyor idiyse ramazan'ın gün ve gecelerinde de öyle davranıyordu. Sadece son on günde tüm vaktini Allâh'a ayırır Kadir Gecesine denk gelir ümidiyle itikafa çekilirdi.O günlerde bile eşlerinden tamamen kopmazdı. Eşleri onu ziyarete gider, başına onların dizine koyar, saçlarını taramalarını isterdi.
Oruçluyken onlarla sohbet eder, şakalaşır, zaman zamanda öperdi. Hz. işe'nin ifadesiyle o şehvetine son derece sahipti, durması gerektiğini iyi bilirdi. Ashabına da oruçluyken hanımlarını öpmelerine, şakalaşmalarına müsaade eder, fakat daha ileriye gitmemelerini tavsiye ederdi.

Bazen imsak vakti girdiğinde cünüp olurdu. Ondan sonra yıkanır ve ashabına namaz kıldırırdı. Bütün davranışları hüküm için delil teşkil ettiğinden dolayı tüm mezhepler, bir insanın imsak vaktine cenabet girmesinin veya oruçlu iken ihtilam olmasının onun orucuna zarar vermediği sonucuna ulaşmışlardır.
Rabb'im hepimize onun hayatını örnek alarak ailesiyle mutlu ve huzurlu bir ömür yaşamayı nasip etsin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle