YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Resûlullâh (Sav) Ramazan Gecelerinde

Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem'in gecesi dediğimiz zaman aklımıza iftarı, sahur'u ve gece ibadeti akla gelir. Daha önceki yazılarımda O'nun iftar ve sahuru'nun üzerinde durmuştum. Bu yazıda bunları tekrar etmeden O'nun gece ibadetinin üzerinde durmaya çalışacağım. Esasen geceler O'nun için her zaman Yüce Dostuyla irtibat vakitleriydi. Ramazan'da bir kısım farklılıklar elbette olacaktı. İşte biz Resûlullâh’ın TEHECCÜD'ünün üzerinde durmaya çalışacağız.

O'na farz olan ümmetine de sünnet olan TEHECCÜD.

"Allâh celle celaluhu size ramazan orucunu farz kıldı. Ben de gece kıyamını size sünnet kıldım." dediği TEHECCÜD.

"Ramazan orucunu tutupta gecelerini kıyamla geçirenler anasının doğduğu günkü gibi günahlarından arınır." diye buyurduğu TEHECCÜD.

Bütün Peygamberlerin ve salih insanların hassasiyetle eda ettikleri TEHECCÜD.

Yüce Yaradan'a yakınlık kurmanın en kolay yolu olan TEHECCÜD.

Günahlara kefaret, hatalardan selamet ve bünyevi hastalıklardan korunmanın vesilesi TEHECCÜD.

Yüce Divan'a açılan ellerin en seri cevab bullduğu andır TEHECCÜD.

Allâh'a şükretmenin ve şükrün kabul edildiği zamandır TEHECCÜD.

Berzah karanlığının ışığı uzun ahiret yolculuğunun azığıdır TEHECCÜD.

İşte bunun içindir ki, Resûlullâh aleyhissalâtü vesselâm Ramazan ayında diğer aylardan daha fazla bir gayretin içine girerdi. Ramazan'ın son on gününde ise çok daha büyük bir çaba sarfederdi. Son on günde geceyi TEHECCÜD ile ihya eder ailesini de gecenin ihyası için uyandırır kendisini tamamen ibadete verirdi.

Hz. Âişe validemiz gibi bir beyan ustası, O'nun gece kıldığı namazları tarif etmekten âciz olduğunu "O namazların rekatlarının ne kadar güzel ve ne kadar uzun olduklarını ne sen sor ne ben söyleyeyim." diyerek itiraf ederdi.

Yine Hz. Âişe validemiz Efendimizin Teheccüd kılarken o kadar uzun süre kıyamda dururdu ki, ayaklarının şiştiğini bazen de yarıldığını ifade eder. Geçmiş ve gelecek tüm günahları affedildiği halde bunu niçin yaptığını sorunca da; "şükreden bir kul olmayayım mı ya Âişe." cevabını alır.

Namazlarını uzun kılması ile sahabeler arasında nam salmış olan Abdullâh ibn-i Mes'ud bir gün onun arkasında teheccüd kılmaya ve bir gecesini onun gibi yaşamaya çalışır. Allâh Rasûlü Namazı o kadar uzatır ki O'na bir kötülük yapmayı düşünür. Nasıl bir kötülük? diye sorulunca "Namazı bozacak onu yalnız bırakacaktım." diye cevap verir. Efendimizin her gece kıldığı namazın iki rekatına O bir gün dayanamamıştı.

Huzeyfe ibnu'l Yemân radiyallâhu anh bir gece O'nunla beraber teheccüd kılmak ister. Fakat hayatı boyunca unutamayacağı bir gece yaşayacaktır. Başından geçenleri şöyle nakletmektedir. "Ben Rasûlullâh'ın arkasında teheccüd namazına durdum. Fâtiha'dan sonra Bakara süresine başladı. Yüz ayet okuduktan sonra ruku'ya gideceğini zannettim. Yüz ayeti okuyup devam edince Bakara süresini bitirdikten sonra rüku'a varır diye düşündüm. Bakara süresi bittikten sonra Âl-i İmrân suresi'ne başladı. Âl-i İmrân suresi bitince rüku'ya gideceğini düşündüm. Fakat o bitince de Nisa süresinde başladı. Nisa süresi bitince rüku'ya vardı. Bunları okurken de tecvid üzere ve yavaş okuyordu. Tesbih'in geçtiği yerlerde Allâh'ı tesbih ediyor istiğfarın geçtiği yerlerde de Allâh'a istiğfar da bulunuyordu. Rükuuda neredeyse kıyam kadar uzundu. Rüku'dan i'tidal'e kalktı. İ'tidal'i de neredeyse rükû kadar uzundu. Sonra secdeye vardı secdesi de neredeyse kıyamı kadar uzundu. Namazı bu şekilde tamamladık." Allâh Rasûlü'nün okuduğu bu üç sure yaklaşık olarak beş buçuk cüz kadardır. Her gece bu şekilde onbir rekat namaz kılıyordu.

Eğer hz. Huzeyfe onun arkasında bu namazı kılmasaydı hiçbir zaman onun teheccüdlerde namazı bu kadar uzun kıldığını bilemeyecektik.

Normal zamanlarda gecelerini üç'e bölen Allâh Rasûlü sallallahü aleyhi ve sellem bir bölümünde aile'siyle vakit geçiriyor, bir bölümünde istirahat ediyor, birini ise Rabb'ine ayırıyordu. Ramazan'da ise yaptığı ibadet'e daha fazla ağırlık veriyordu. O, aynı zamanda herhangi bir zorlama yapmadan sadece faziletinden bahsederek ashâbını da bunları yapmaya teşvik ediyordu. O'nun bir işaretini emir telakki eden ashab da bunu uygulamak hususunda birbirleriyle yarışıyorlardı.

Cebrail aleyhisselâm'a Kur'ân'ı Arzetmesi
Ramazan oruç ayı Kur'ân ayı. Dünya ve ahiret saadetinin teminatı olan Kur'ân bu ayda ve kadir gecesinde nazil olmaya başlamıştı. Kur'ân'ın indiği ramazan ayında ona ayrı özen gösterilmeliydi. Kur'ân gece inmeye başlamıştı. Onun için Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem geceleri Kur'ân'la ayrı meşgul oluyor onu her gece Cebrail aleyhisselam'a okuyarak arzediyordu. Böylece hem ayetlerin yeri taayyün ediyor hemde sürelerin sıralaması belirleniyordu. Vefat ettiği sene Kur'ân'ı bu şekilde iki defa arz etmişti.

Öyleyse ümmeti de Kur'ân'a gereken önemi vermeli gerek ramazanda gerekse ramazan dışında hem okuyarak hemde onunla amel ederek dünya ve ahiret saadetini temin etmeye çalışmalıdır.
Rabb'im bizleri Kur'ân'ı okuyan ve amel eden kullarından eylesin.

Not: Teravih konusunun üzerinde müstakil olarak duracağım.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle