YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Nazar'dan Korunmak İçin Alınacak Tedbirler

Önceki iki yazımda nazarın gerçek olduğunun ve öldürücü etkilerinin üzerinde durmuştum. Bu yazımda da nazardan korunmak için yapılması gereken şeylerin üzerinde durmaya çalışacağım. Nazardan korunmak için nazar sahibi olan kişinin yapması gereken şeyler olduğu gibi, insanların da nazara gelmemek için yapması gereken şeyler de vardır. Ayrıca, devletin de bu tür insanların şerrinden vatandaşlarını korumak için alması gereken tedbirlerden bahsetmek mümkündür.

Konunun başında bir hususu hatırlatmakta fayda görüyorum. Nazarın etkilerini göz önünde bulundurduğumuz zaman nazar değdirmenin kul hakkı olduğunun unutulmaması gerekir. Ahiretteki günahı müsellem, eğer nazara uğrayan kişi maddi zarara uğramışsa nazar sahibi olan kişinin bunu tazmin etmesi gerekir. Ayrıca helalleşmesi de şarttır. Bu hususlarla ilgili olarak âlimler nazar sahibi olan kişinin mahkeme tarafından cezalandırılması meselesini de tartışmışlardır. Büyük müfessir İmam-ı Kurtubî, "Nazar sahibi olan kişi bir zarara sebeb olursa bunu tazmin eder, bir kişinin ölümüne sebeb olursa ona kısas uygulanması yada ölenin varislerine diyet ödemesi gerekir. Eğer nazar sahibi olan kişi başkasına zarar vermeyi adet haline getirirse ona karşı farklı tedbirlerin de alınması gerekir" demektedir. İbn-i Hacer ise, bunlara sihirbazlara verilen ölüm cezasının verilmesinin uygun olacağı görüşündedir. Bütün bunlardan nazar sahibi olan kişinin ne kadar tehlikeli olduğu ve girdiği kul hakkının ne kadar büyük olduğu rahatlıkla anlaşılmaktadır.

Nazar sahibi olan kişilerin bu vebale girmemeleri için yapmaları gereken şeyler vardır. Bunlar aynı zamanda nazardan korunmak için alınabilecek en etkili tedbirlerdir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, nazar sahibi olan kişilere hoşlarına giden ve nazar değdirmeleri muhtemel olan bir şey gördüklerinde "onlar için bereketle dua etmelerini" tavsiye etmiştir. Bazı hadislerde "Onlara bereketle dua etmen gerekmez miydi?" dediği rivayet edilmektedir (Muvatta, Ayn 1; Ma'mer b. Raşid, Cami', 11/14 (19766)). Nesai ve İbn-i Mâce'den gelen başka bir hadiste de "Biriniz kardeşinde hoşuna giden bir şey görünce ona bereket ile dua etsin" buyurmuştur.

Bu hadisleri değerlendiren âlimler, bereket için yapılan duanın, Allâh mübarek kılsın, Allâh hayırlı eylesin gibi sözlerin, nazarın etkisini kıracağında hemfikirdirler. Bu sebeple insanları nazarın etkilerinden korumak için İbn-i Abdilberr bereket duasında bulunmanın vacip olduğu görüşündedir. O, "Herhangi bir şey hoşuna giden herkesin bereketle dua etmesi vaciptir. Bereket duasında bulunma nazardan beklenen tehlikeyi kesinlikle bertaraf eder" demektedir. Bir müslüman olarak bizlere yapılan tavsiye açıktır. Kim olursa olsun gıbta edilecek derecede beğendiğimiz bir şey karşısında mutlaka ona bereketle dua etmemiz gerekir. Özellikle anne ve babaların çocuklarına nazar değdirmeleri muhtemel olduğu düşünülünce onları gördükleri ve beğendikleri her vakitte, çocuklarına nazar değdirmemeleri için, Maşallah, Barekallah, Allah bereketli kılsın, Allah mübarek kılsın demeleri çok önem arzetmektedir.

Aynı şekilde insanların çocukları veya kendileri ile ilgili olan bir husus ile alakalı olarak beğenilerini ifade eden herkese kendileri için bereketle dua etmelerini ikaz etmeleri nazarın etkisinin kırılması için önemli bir husustur.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, nazara karşı korunmak isteyen kişilerin yapmaları gereken şeyleri tavsiye etmektedir. Sabah ve akşam namazlarından sonra üçer defa, Fatiha, Ayetel Kürsi, Felak ve Nas surelerini okumalarını ve bazı duaları da yapmalarını tavsiye etmiştir. Bu dualar içerisinde en çok tavsiye ettiği dua şudur; "Allâh'ın tam kelimeleri ile bütün şeytanlardan, öldürücü zehir taşıyan haşerelerden, nazarı değen gözden Allâh'a sığınırım. İyi ya da kötü hiç kimsenin aşamadığı Allâh'ın tam kelimeleriyle Allâh'ın yarattığı, vücut verdiği şeylerin şerrinden, gökten inenlerin şerrinden, göğe yükselenlerin şerrinden, yerde yarattıklarının ve yerden çıkanların şerrinden, gece fitnesinin şerrinden, hayırla gelenler hariç gece ve gündüz gelenlerin şerrinden Rahman ve Rahim Rabb'im sana sığınırım." (Anlamı bilindiğinden dolayı bu tür duaların Arapça yerine Türkçe yapılmalarını tercih ediyorum.) Nazardan korunmak için bu ayet ve surelerin okunmasının yanında bu duaların kabul olacağına inanılarak yapılması önemlidir.

Bizleri nazarın zararından koruyacak asıl merci olan Cenâb-ı Allâh'a bu duaları yaptıktan sonra alınması gereken fiili başka tedbirler de vardır. Nazar başkalarının hoşlanarak bakıp gıbta ettiği bir şey sebebiyle meydana geldiğinden dolayı ‫onların hased edecekleri şeyleri göstermemek veya konuşmamak alınması gereken tedbirler arasındadır. Özellikle çocuklara onları cazip gösterecek aşırı derecede albenili kıyafetler giydirmekten sakınmak gerekir. Aynen bunun gibi güzel giden arkadaşlıklar, eşlerin birbirleriyle olan uyumları, aile içerisindeki huzur, ticaretteki kar ve bereket başkalarının gıpta ve hased etmesine sebep olabilecek tarzda anlatılmamalıdır. Nazardan korunmak için başvurulan bu tedbirin Hazreti Osman radıyallahuanhu'nun insanlara yaptığı bir tavsiyesi olduğu kaynaklarda zikredilmektedir.

Korunma tedbirleri olarak çocuklara, hayvanlara, ev, dükkan, araba gibi eşyalara, nazar boncuğu, at nalı, üzerlik otundan yapılan kolyeler takılmaktadır. Bazı yörelerimizde de özellikle çocuklara kurt, ayı, kartal, leylek gibi hayvanların diş, tırnak ve kemiklerinden yapılan nazarlıklar takıldığı görülmektedir. Halk bunların kendilerini nazara karşı koruyacağına inanırlar. Böyle bir inancın dini hiçbir değeri yoktur. Bu tür inançlar hurafeden başka bir şey değildir. Hatta İslam âlimleri bu tür şeylerin nazarın tehlikelerinden koruyacağına inanmanın şirk olacağını ifade etmektedirler. Onun için Allâh'a inanan her Müslümanın bu tür şeylerden uzak durmaları, nazara karşı korunma tedbirlerini de sadece Kur'ân ile Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in Sünnetinde aramaları gerekmektedir.

Halkı nazarın tehlikelerinden korumak için Âlimlerin Devlet idarecilerine yaptığı bir tavsiyeyi nakletmekte fayda vardır. "Bir idarecinin nazar sahibi olduğunu bildiği bir kimsenin halkın içine kırışmasını önlenmesi ve evinde kalmasını sağlaması uygun olur. Şayet fakirse ve kazancını temin için halkın içine çıkması gerekiyorsa onun maişetini temin etmelidir. Çünkü; nazar sahibi olan kişinin zararı cüzzamlı olan birinin zararından daha fazladır. Hazreti Ömer radıyallahu anh ise bir cüzzamlıyı halkın içine karışmaktan men etmişti." Nazar konusunu ele alan Sahih hadis kaynaklarının şehirlerinin pek çoğunda bu tavsiyeye rastlamak mümkündür. Büyük İslam âlimi İmam Nevevî bu görüş ile ilgili olarak şöyle bir değerlendirme yapmaktadır; "Bu söz doğrudur, bundan murad açıktır, buna aykırı bir görüş beyan eden bir âlim bilmiyorum." Elbette hiç kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılması için bunu nakletmiyorum. İslam Âlimlerinin mesleği ne kadar önemsediklerini ve tehlikenin büyüklüğünü vurgulamak için naklediyorum.

Tehlikenin boyutları tam anlaşılmadığı takdirde korunmada gevşeklik ve ihmal olması kaçınılmazdır.
Sonraki yazımda da nazardan tedavi için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı tavsiyeleri naklederek bu konuyu bitireceğim.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle