YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Nazar İnsanı Kabre Deveyi Kazana Koyar

Bir önceki yazımda nazarın hak olduğu hususunun üzerinde durmuş bu yazımda da nazarın etkilerinin üzerinde duracağımı ifade etmiştim.

Nazarın etkileri çoktur. Bunlar, nazar sahibi bir kişinin beğeni ve hasetle (kıskançlık) baktığı şeyde ortaya çıkar. Nazar sahibi kişi hangi meseleyle ilgili olarak hasret ederek ve övgü ile bahsetmişse nazarın etkisi de bu hususta ilgili olarak ortaya çıkar. Bu bir insan, sevimli bir çocuk, beğenilen bir hayvan, yolunda giden bir evlilik, iyi bir ticaret olabilir.

Gıbta edilen bir İnsanın ya da hayvanın hasta olması veya ölmesi, sevimli çocukların sebebsiz olarak yemeden içmeden kesilerek hastalanması, eşlerin aralarının bozulması, işlerin bir anda bozulması, ortakların işlerinin ve aralarının bozulması nazarın etkilerinden bazılarıdır. Birçok müşahade de nazarın etkilerini canlı olarak gördüğümüz olmuştur. Bazen etkilerini gördüğümüz halde bunun nazardan kaynaklanabileceğini tahmin dahi edemiyoruz. Küçüklüğümde babamın arkadaşlarıyla beraber oturdukları bir ortamda misafirlerden birisi Merada otlayan sığırları göstererek "Seyda hangisini istiyorsan söyle de devireyim" dedi. Oradakilerin bir kısmı bu söze inanmadılar. Hayvanların önünde otlayan iri yapılı bir tosunu göstererek onu devirmesini istediler.

Nazarın etkisini ve özellikle de o şahsın nazar sahibi olduğunu tahmin eden babam bunu engellemeye çalışsada, sapasağlam olan tosun bir anda devriliverdi. Herkes şok olmuştu, bıçağı alıp koştular, hayvanı kesmeye son anda yetiştiler.Bazen insanlar nazar sonucu hastalandıkları halde hastalıklarının nazardan kaynaklandığını bilemeyebilirler. Bazı Hadîs-i şeriflerden asr-ı saadettede bazı insanların nazardan hastalandıkları halde bunun nazardan kaynaklandığının farkında olmadıklarını anlıyoruz. Hz. Ümmü Seleme validemiz radıyallahu anhâ'nın rivayet ettiğine göre; Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem onun evine
geldiğinde evinde bir misafir olduğunu görür. Bu misafirin yanında küçük bir kız çocuğu vardır. Kız çocuğunun yüzünde yanık izleri bulunmaktadır. O, bu durumu görünce; "Bu kız çocuğunda nazar var. Niçin ona Rukye (Kur'ân okuyarak ve dua ederek tedavi etme) yapmıyorsunuz" buyurur (Müslîm, Tıb, 19 (2198). Bu hadisten nazarın bir alev gibi insanın vücudunu yakma özelliğinin olduğu açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Nazarın insanları hasta ederek yataklara düşürdüğü âlimlerin hassasiyetle üzerinde durdukları bir hadisedir. Bu konuda Hz. Cafer radıyallahu anhu'nun hanımı Esma Binti Umeys radıyallahu anhâ'nın rivayet ettiği bir hadis önem arzetmektedir. Hazreti Cafer'in vefatından sonra olduğu anlaşılan bu hadiste Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem onların evine ziyarete gider. Çocukları hasta bir vaziyette yere serilmiş görünce, "Yeğenlerime ne olmuş böyle? Bir ihtiyaçları mı var?" deyince,

Hazreti Esma, "Ya Rasûlallah bunlar nazardan bu duruma düştüler." diyerek sık sık nazara uğradıklarını söyleyerek bu konudan muzdarip olduğunu ifade ederek, onlara rukye yaptırmak için izin ister. Peygamberimiz de ona izin verir (Müslîm, Tıb, 19 ( 2197). Bu hadisten de nazarın insanı ne derece hasta edebileceği ve yere serebileceği anlaşılmaktadır.

Başka bir rivayette ise, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem nazarın etkisinin büyüklüğünü göstermek için kadere atıfta bulunmuştur. "Göz değmesi haktır. Eğer Kaderin önüne geçebilecek bir şey olsaydı, bu göz değmesi olurdu. Yıkanmanız istendiği takdirde yıkanın" buyurmuştur (Müslîm, Selâm 42; Tirmizî, Tıb 19; Muvatta, Ayn 2). Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kadere vurgu yaparak bize şu mesajı vermektedir; Eğer kaderi değiştirmeye gücü yetecek bir şey olsaydı bu nazar olurdu. Öyleyse nazarın ne kadar tehlikeli olduğunu bilin. Nazar sahibi olan kişiler de dikkatli olsunlar ve kimseye nazar değdirmemeye gayret etsinler. Diğerleri de nazara uğramamak için dikkatli olsunlar.

Nazarın insanları yatağa düşürmesi ve ölümle burun buruna getirmesi açısından Sahabeler Sehl b. Huneyf'in başından geçen hadise çok önemlidir. Bu hadis aynı zamanda nazarla ilgili olarak pek çok hususa ışık tutmaktadır. Sahabilerden Sehl b. Huneyf beyaz tenli cildi güzel bir insandı. Yıkanmak için cübbesini çıkarınca yine sahabilerden Amir b. Rebia ona bakarak, "Ben bugünkü gibi bir manzara görmedim. Böylesi bir cilt çadırına çekilmiş bakire kızlarda dahi yok" deyince bir anda Sehl yere yıkıldı.

Hummaya yakalanmış gibi şiddetli bir şekilde titremeye başladı. Rahatsızlığı iyice artınca durumu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e haber verdiler. "Ya Resûlallah o kadar hasta ki başını yerden kaldıramıyor" dediler. O, sallallahu aleyhi ve sellem de "Ona nazar değdirmiş olabilecek herhangi birinden şüpheleniyor musunuz?" diye sorunca Sahabiler, "Evet ya Resûlallah biz, Amir b. Rebia'dan şüpheleniyoruz" dediler. Bunun üzerine o sahabîyi çağırdıktan sonra ona kızarak "Siz kardeşinizi öldürmek mi istiyorsunuz" diyerek onu şiddetli bir şekilde azarlamıştır (Muvatta, Ayn 1; Ma'mer b. Raşid, Cami', 11/14 (19766)). (Bu hadisin devamına yazının nazardan tedavi bölümünde tekrar değineceğiz)

Gerek Hazreti Cafer'in çocuklarının başına gelenler gerekse bu hadiste geçen "hummaya yakalanmış gibi şiddetli bir şekilde titremeye başladı" ifadesinden ve "başını yerden kaldıramıyor" cümlesinden nazarın bir insanı ne derece hasta düşürebileceği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, "Siz kardeşinizi öldürmek mi istiyorsunuz?" demek suretiyle nazarın ölüme dahi götürebileceği çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. Esasen başka Hadîs-i şeriflerde de nazarın hem insanlar hemde hayvanlar için öldürücü olabileceği ifade edilmiştir. "Nazar insanı kabre, deveyi de kazana koyar" (Ali el Muttakî, Kenzü’l-ummâl, 6/744 (17656); İsfehani, Hilyet'ül-Evliya, 7/90). Bu iki hadiste görüldüğü gibi, nazar geride iz bırakmayan öldürücü bir silahtır.

Bu Hadîs-i Şeriflerden nazarın ne kadar tehlikeli olduğu hususunun vuzuha kavuştuğu kanaatindeyim. Burada aydınlatılması gereken bir husus daha vardır. Nazar sadece kişilere etki etmez aynı zamanda kurum ve kuruluşlara da etki edebilir. Evlilik veya ticaret gibi. Bazen mutlu giden bir evliliğin boşanmayla sonuçlanmasına sebebiyet verebilir. Bazen aile içi huzursuzluğun çıkmasına ve eşlerin arasında şiddetli geçimsizliğin çıkmasına neden olabilir. Bazen de gıpta edilecek derecede birbirleriyle iyi geçinen ortakların adeta bir düşman gibi birbirlerinden ayrılmalarına sebep olabilir.

Hasılı kelam nazarın pek çok konu ile ilgili olarak etkisi vardır.Bazen insanlar nazara geldiği halde bunun nazardan kaynaklanmış olabileceğini bilemeyebilirler. İslam uleması nazarın somut olarak bilinebileceği belirtilerinden bahsetmemektedirler. Genellikle, gıpta edilen, kişilerde, çocuklarda, evliliklerde ya da ortaklıklarda sebebi bilinmeyen ani bir kısım bozulmalar meydana gelirse, bunun nazardan kaynaklanabileceğini belirtmektedirler. Genellikle gıpta edilecek bir mesele ile alakalı birileri eğer beğenilerini ifade ederek konuşurlarsa, bunun akabinde nazarın meydana gelebileceğini düşünmek ve ona göre tedbir almak gerekir.

Bitirirken şu hususun üzerinde durmakta fayda görüyorum. Yukarıda saydığımız belirtiler bir kişide görüldüğü takdirde bunlar mutlaka nazara gelmiştir demek değildir. Ama nazarın da bunlara sebep olduğunu bilerek bu noktada da tedbir alınmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. Sonraki yazımda nazardan korunmanın üzerinde durmaya çalışacağım.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle