YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Kadınlarla Erkeklerin Tokalaşmaları

Tokalaşma insanların birbirlerine güven duygusu vermek için kullandıkları çok eski adetlerden bir tanesidir. İslâm da insanların birbirleriyle selamlaşmalarını ve tokalaşmalarını teşvik etmektedir. Çünkü; selamlaşma samimiyetin bir göstergesi tokalaşma da onu artıran önemli bir sosyal olaydır. Bunu teşvik etmek için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den varid olmuş çok sayıda Hadîs-i Şerif'ten bir iki tanesini nakletmekte fayda vardır. "İki müslüman karşılaşıp musafahada bulununca (tokalaşınca) onların ellerini bırakmalarından önce mutlaka küçük günahları affedilir". Bu Hadîste, fert ve toplum açısından öneminden dolayı, tokalaşan insanların günahlarının affedileceği ifade edilmiştir. Çünkü; tokalaşma insanların birbirlerine karşı samimiyetlerinin artmasına sebeb olmakta bu da toplum açısından son derece önem arzetmektedir.

Diğer bir hadiste ise, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Musafaha edin (tokalaşın) ki kalplerinizde birbirinize karşı olan kin gitsin. Hediyeleşin ki birbirinize sevgi duyup aranızdaki düşmanlık bitsin" buyurmuştur. Bu hadiste de tokalaşmanın psikolojik ve sosyolojik bir yönünün üzerinde durulmuştur.

Bu sebeple alimler tokalaşmanın sünnet-i müekkede olduğunu belirtmişlerdir. İmam-ı Nevevî "Karşılaşmalarda tokalaşmanın sünnet olduğunu söylemekte ulema icma' etmiştir" demektedir. Ayrıca, tokalaşma konusundaki hadisler umumi olduğundan bu teşvikler hem erkekler hem de kadınlar için geçerlidir. Bu vaadler erkeklerin erkeklerle kadınların da kadınlarla yaptığı tokalaşmalarda söz konusudur. Erkeklerin kadınlarla tokalaşmalarında ise farklı hükümler söz konusudur. Bu bilgilerden sonra meselenin hükmünün üzerinde durabiliriz.

İslam tokalaşma konusunda kadınları farklı kısımlara ayırmaktadır: kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlar, şehvet duyulmayacak kadar küçük veya yaşlı olan kadınlar ve bir erkeğin evlenmesinin ebedi olarak haram olduğu kadınlar. Konuyu bu ayrım içerisinde ele almakta fayda vardır.

Erkeklerin Mahremi Olan Kadınlarla Tokalaşmaları
Bir erkeğin evlenmesinin ebedi olarak haram olduğu kadınlar vardır. Bu kadınlar, bir erkeğin annesi, kızı, kız kardeşi, yeğeni, halası, teyzesi, gelini, üvey annesi ve kayınvalidesidir. Bu kadınlar bir erkeğe süt emme yoluyla da ebedi olarak haram olurlar. Bunların dışındaki kadınlardan bir kısmıyla evlenmesi geçici olarak haram, diğer bir kısmıyla da evlenmesi caizdir.

Âlimler, şehvetin meydana gelmeyeceğinden emin olunması şartıyla, bir erkeğin evlenmesinin ebedi olarak haram olduğu kadınlarla tokalaşmasını caiz olarak görürler. Dolayısıyla, bir erkeğin bu kadınlarla tokalaşmasında ve büyüklerin ellerinin öpmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Âlimler, bir erkeğin evlenmesi ebedi olarak haram olsa bile bu kadınlarla tokalaştığı takdirde şehvet meydana gelecekse bundan kaçınmanın daha uygun olacağı görüşündedirler. Özellikle, günümüzde ensest ilişkilerin yaygınlaştığı göz önünde bulundurulduğu takdirde birbirleriyle tokalaşmaları halinde şehvet meydana gelebilecek olan genç ve şehevi olarak arzulanabilir durumda olan kadınlarla mahrem dahi olsa Sedd-i Zerai (harama sebep olan durumları engelleme) açısından tokalaşmamakta fayda vardır.

Erkeklerin Yaşlı Kadınlarla veya Küçük Kız Çocuklarıyla Tokalaşmaları
Kendilerine şehevi olarak ilgi duyulmayacak derecede yaşlı olan erkeklerle veya henüz şehevi olarak arzulanabilir çağa gelmemiş küçük yaştaki erkek çocuklarıyla yabancı olan ve büluğ çağına ermiş kadınların tokalaşmalarında herhangi bir sakınca yoktur. Bu hususu ayet-i kerime şu şekilde ifade etmektedir;

"Kadınlar...kadınlara ihtiyacı kalmayacak kadar yaşlanmış erkekler ile henüz kadınların avretlerinin farkına varmamış erkek çocuklarının yanında avret yerlerini açabilirler. Bu ayet-i kerime kadınların yaşlı erkekler ve henüz kadınlık hallerine vakıf olamayacak derecede küçük erkek çocuklarının yanında normal zamanlarda örtmeleri gereken yerlerini örtmeyebileceklerinden bahsetmektedir. Buradan yola çıkan âlimler, kadınların böyle erkeklerle tokalaşılmalarını da caiz görmüşlerdir. Aynı şekilde tersini söylemek de mümkündür. Yani şehevi olarak ilgi duyulmayacak derecede yaşlı olan kadınlarla veya henüz şehevi olarak arzulanabilir çağa gelmemiş küçük yaştaki kız çocuklarıyla yabancı olan ve büluğ çağına ermiş erkeklerin tokalaşmaları da caiz görülmüştür.

Sahabelerin bu hükmü teyit eden bazı uygulamaları da vardır. Hz. Ebubekir radıyallahu anhu'nun yaşlı kadınlarla tokalaştığı rivayet edilmektedir. Aynı şekilde Abdullah ibn-i Zübeyr radiyallahu anhuma yaşlı bir kadını ücretle tutarak kendisine tedavi yaptırdığı da rivayet edilmektedir. Dini yaşama konusunda son derece hassas olan sahabeler eğer şehvet duyulmayacak derecede yaşlı olan kadınlara dokunmak veya onlarla tokalaşmak haram olsaydı bu uygulamaları kesinlikle yapmazlardı. Bu da erkeklerin şehvet duyulmayan yaşlı kadınlarla ve küçük yaştaki kız çocuklarıyla tokalaşmalarının caiz olduğu anlamına gelmektedir.

Erkeklerin Evlenmelerinin Caiz Olduğu Kadınlarla Tokalaşmaları
Asıl merak edilen ve konunun nirengi noktasını teşkil eden husus, evlenmelerinde dinen bir sakınca bulunmayan kadın ve erkeklerin birbirleriyle tokalaşmaları meselesidir. Birbirleriyle evlenmeleri caiz olan kadınlar ile erkeklerin tokalaşmalarının haram olduğu konusunda bütün mezhep imamları arasında İcma derecesinde bir ittifak vardır. Fakat son zamanlarda özellikle Türkiye'de inandığı gibi yaşamadığı için yaşadığı gibi inanmaya başlayan bazı hocalar kadınlarla erkeklerin birbirleriyle tokalaşmalarının caiz olduğunu söylemektedirler.
Tokalaşmanın haram olduğu görüşünde olanlar bu görüşlerini dayandırdıkları çeşitli deliller ileri sürmüşlerdir. Bunları zikrederken caiz olduğu görüşünde olanların bu delillere getirdikleri itirazları da beraberinde zikretmeye ve bunların dayanaklarının zayıf olduğunu izah etmeye çalışacağım.

Bu dillerden bir tanesi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in kadınlarla biat yaparken onlarla hiç tokalaşmaması meselesidir. Biat esnasında, Aleyhisselâtu Vesselâm'ın, kadınlarla tokalaşmadığı konusunda pek çok hadis bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesini Hz. Âişe radıyallahu anhâ validemiz şu şekilde rivayet etmiştir: “Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in eli, zevcelerinden başka hiç bir kadının eline değmemiştir”. Diğer rivayette de validemiz yemin ederek; “Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in eli kadın eline değdi diyen yalan söylemiştir” demektedir. Başka bir rivayette ise, bir kadın, "Ya Rasûlallah bizimle tokalaşmayacak mısın dediği zaman Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem "Ben kadınlarla tokalaşmam. Benim bir kadına sözüm yüz kadına söylenmiş gibidir" diye cevap vermiştir. Başka bir hadîs de, "Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, biat esnasında kadınlarla tokalaşmazdı" şeklinde rivayet edilmiştir.
Görülmektedir ki, kadınlarla yapılan biatın anlatıldığı bu hadis-i şeriflerde ortak nokta Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in onlarla tokalaşmadığıdır. İslam fukahası, Aleyhisselâtu Vesselâm'ın onlarla tokalaşmamasını haram olmaya hamlederek, erkeklerin kendilerine nikah düşen kadınlarla tokalaşmalarının haram olduğu hükmünü çıkarmışlardır.

Kadınlarla erkeklerin toklaşmalarına caiz diyen hocalar biatla ilgili olan bu Hadislerden tokalaşmanın haram olduğu hükmünün çıkarılamayacağı kanaatindedirler. Onlara göre bunu yapmaması haram olduğundan değil, o dönemin örfünde kadınlarla tokalaşma adeti olmadığından dolayı Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem, onu terketmiştir.

Fakat rivayetler incelendiği zaman bu itirazın yersiz olduğu anlaşılacaktır. Çünkü; biatla ilgili hadislerde geçtiği gibi kadınlardan bir tanesi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e "bizimle tokalaşmayacak mısın?" diye sormuş O da, "ben kadınlarla tokalaşmam" buyurmuştur. Ayrıca yukarda geçen Hz. Ebû Bekir radiyallahu anh'ın yaşlı kadınlarla tokalaştığı rivayetini de göz önünde bulundurduğumuz zaman o dönemin kültüründe kadınlarla tokalaşmanın olmadığını söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla bu hocaların yapmış olduğu bu itiraz kendiliğinden geçerliliğini yitirmektedir.

Kadınlarla tokalaşmanın haram olduğunu söyleyenlerin ileri sürdükleri ikinci bir delil de Sedd-i zeraidir. Bu delili şu şekilde tarif etmek mümkündür: "Sedd-i Zerai; İslam’da haram kılınan şeyleri yapmak haram olduğu gibi harama götüren şeyleri yapmak da haramdır." Dolayısıyla, bir erkeğin helali olmayan bir kadınla zina etmesi haram olduğu gibi, onu zinaya götüren şeyleri yapması da haramdır. Bu sebepledir ki ayeti kerimelerde zina etmeyiniz emri geçmezken "Zinaya yaklaşmayınız" buyurulmuştur. Dokunma da bakma ya göre daha fazla haz verir. Tokalaşan insanların ileriki sayfada öpüşmeleri, öpüşen kişilerin de zinaya düşme ihtimali vardır. Bundan dolayı işin başından itibaren bunun önünü almak için tokalaşmak haram kılınmıştır. Bu hususu teyit eden bir hadis-i şerif'te Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem "göz zina eder, el zina eder, ayak zina eder" buyurmaktadır.

Tokalaşmanın caiz olduğunu söyleyen hocalar Sedd-i zerai delilinden böyle bir riskin olmaması durumunda tokalaşmanın caiz olacağı hükmünü çıkarmışlardır.

Fakat bu itirazın yersiz olduğu çok açıktır. Çünkü; sedd-i zerai'ye göre harama götüreceği gerekçesi ile haram kılınan her davranış işlenince mutlaka haramla sonuçlanmaz. Hatta, bazı durumlarda harama girme düşük bir ihtimal olarak da kalabilir. Ancak yasağın temelinde yer alan bu incelik, harama giden yolun prensib olarak baştan itibaren kapatılmak istenmesidir.

Esasen günümüzde zinanın çok yaygınlaşmış olması ve bunun sonucunda gayri meşru çocukların doğmasının artması, ayrıca kadın cinayetlerinin çoğalması sedd-i zerai'nin günümüzde ne kadar önemli olduğunu bize bir kere daha vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, Evlenmeleri caiz olan kadın ve erkeklerin birbirleri ile tokalaşmaları haramdır. İslâm âlimlerinin üzerinde ittifak ettikleri bir hususu, ilmi ve ilmi ile amel etmesi konusunda emin olmadığımız bazı hocaların görüşleri sebebiyle terk edemeyiz.


Tirmizî, İsti'zan 31; Ebû Dâvûd, Edeb 153; İbn-i Mâce, Sünen, Selâm 14; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.30, s.517; Beyhakî, Sünenü'l Kübra, Musafaha (13571)
Muvatta, Husnu'l-Huluk 16 (908)
Mevsılî, c.4, s.191
Nur, 24/31
Mevsılî, el İhtiyâr, c.4, s.192
Mevsılî, el İhtiyâr, c.4, s.192
Zeylai, Nasb'ur-Raye, c.4, s.240; Mevsılî, el-İhtiyar, c.4, s.192
Zeylai, Nasb'ur-Raye, c.4, s.240; Mevsılî, el-İhtiyar, c.4, s.192
Mevsılî, el-İhtiyâr, c.4, s.193; Serahsî, el-Mebsût, c.10, s.154; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, c.5, s.123; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, c.2, s.132-134; Buhûtî, Keşşâfü’l-Kınâ', c.2, s.179
Buhârî, Beyatu'n-Nisa 17; İbn Mâce, Cihad, 43; Ma'mer b. Raşid, Cami', c.11, s.331 (20685)
İbn Mâce, Cihad, 43
Ebû Dâvûd et Tayalisî, Müsned, c.3, s.192 (1726)
Ahmed ibn-i Hanbel, Müsned, c.11, s.576 (6998)
İsra 32
Ahmed ibn-i Hanbel, Müsned, c.7, s.28; İbn-i Hibban, Sahih, c.10, s.267; Bezzar, Müsned, c.5, s.332; Taberanî, el Mu'cemu'l Kebir, c.9, s.134

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle