YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Hac'ta Şeytan Taşlamanın Hikmeti ve Terkedilmesinin Hükmü

Bu sene maalesef Hac'ta istenmeyen olaylar yaşandı. İlk önceleri vincin devrilmesi daha sonraları şeytan taşlamada yaşanan izdiham sebebiyle çok sayıda Hacı vefat etti. Fırsat kollayan bazı insanlar şeytan taşlamanın hükmünü tartışmaya ve terkedilmesi gerektiğini dillendirmeye başladılar.

Hacdaki ibadetlerin pek çoğu hazreti İbrahim aleyhisselam ve ailesinin yapmış olduğu şeylerin bir yönüyle hacılar tarafından tekrar yaşanmasıdır. Harem'in sınırlarının belirlenmesi, mikat yerlerinin tayin edilmesi, Kabe'nin etrafında tavaf, tavaftan sonra makamı İbrahim'de namaz'ın kılınması, Safa ile Merve arasında sa'y hep İbrahim aleyhisselam ve ailesinin yaşadıkları ve bizimde hac'da temsili olarak yaşadığımız şeylerdir. Şeytan taşlamada O'nun ve ailesinin bir hatırası olarak karşımıza çıkmaktadır. Hazreti İbrahim Aleyhisselam bir erkek evladı olduğu takdirde onu Cenabı Allah'a kurban etmek üzere adakta bulunur. Aradan zaman geçmiş Hazreti İbrahim aleyhisselam bu adağını unutmuştu. hazreti İsmail'in doğup biraz büyüyerek çalışacak yaşa geldiği zaman İbrahim aleyhisselam rüyasında İsmail aleyhisselam'ı kestiğini görür. İlk gün bu rüyanın Allah'tan mı yoksa şeytan'dan mı olduğunu düşünür. Bundan dolayı şerefe gününe (bayramdan iki gün öncesi) düşünme anlamında Terviye günü denilmektedir. İkinci günü aynı rüyayı görünce bunun Allah tarafından olduğunu anlar, bundan dolayı bayramdan önceki güne anlama anlamına gelen Arefe günü denilmiştir. Üçüncü gün aynı rüyayı tekrar görünce bayramın birinci günü oğlu İsmail'i günümüzde kurbanların kesildiği mina'ya kurban etmeye götürür. Bundan dolayı bayramın birinci gününe kurban kesme anlamına gelen Nahr günü denilmektedir. Peygamberlerin rüyaları vahiy olduğundan hazreti İbrahim Aleyhisselam'ın kendisine emredilen şeyi yerine getirmesi farzdı (Elmalılı, Hak Dini, 4, 440-444). İbrahim aleyhisselam da bu emri yerine getirmek için oğlu İsmail'i minaya kurban etmeye götürüyordu.

Şeytan ise bu kurban etme işine içerlemiş bunu engellemeye çalışıyordu. İnsan şekline girerek İbrahim aleyhisselam'ın yanına gelir ve onu oğlunu kurban etmekten alıkoymaya çalışır. Ona "Sen Allah'ın sana oğlunu kurban etmeni emrettiğini sanıyorsun. Oysa rüyana giren şeytandı" deyince İbrahim aleyhisselam onun şeytan olduğunu anladı ve ona taşlayarak yanından uzaklaştırdı. Böylece biz de hacda büyük şeytanı (Akabe cemresini) taşlıyoruz. Sonra Hazreti İsmail aleyhisselam'ın yanına giderek babasının onu kurban etmeye götürdüğünü söyler. İsmail aleyhisselam "bir baba evladını kurban eder mi?" der. Şeytan da "Allah'ın kendisine böyle emrettiğini zannediyor" diye cevap verince İsmail aleyhisselam da onun şeytan olduğunu anlar o da eline aldığı çakıl taşlarını ona fırlatmaya başlar. Şeytan ondanda umduğunu bulamamış Hazreti Hacer'in yanına gitmişti. Hazreti Hacer'e de aynı şeyleri söyler. "İbrahim oğlu İsmail'i kurban etmeye götürüyor" deyince Hazreti Hacer de "İbrahim oğlunu seven ona şefkati olan bir baba onu kesmez" cevabını verince, ona da "O Allah'ın kendisine böyle emrettiğini zannediyor" diye söyler. Hazreti Hacer de onun şeytan olduğunu anlar ve eline aldığı taşları şeytana fırlatmaya başlar ve yanından uzaklaştırır (Hakim, Müstedrek, 2, 555-556; Taberi, Tarih, 1, 140-141)
Evet, düşman belli, itikad ve ibadet hırsızı olan şeytan ile onun insan mahiyetinde bulunan uydusu nefis. Hacılar Arafat vakfesini yapmış, Müzdelife'de vakfeye durmuş, bu yaman düşman karşısında mağlup olmamak için Allah'a dua etmiş, şimdi de ona son darbeyi vurmaya onu taşlamaya gelmektedirler. İşte, Hacca giden insanlar büyük şeytan'ı, orta şeytan'ı ve küçük şeytan'ı taşlarken bu ruh hali ve bu düşüncelerle adeta kendi içlerindeki şeytanlar ile nefislerini taşa tutarlar. Yoksa şeytan taşlamadan maksat orada dikili bulunan taşlara çakıl taşı fırlatmak değildir.

Konunun burasında hac'ta şeytan taşlamanın hükmünün üzerinde durmakta da fayda vardır. Şeytan taşlama dört mezhebe göre de vaciptir. Şafii mezhebinde ayrıca bayram'ın 2.3. ile 4. günlerinde şeytan taşlarken küçük, orta ve büyük şeytan sıralamasına uymak da vaciptir. Hac esnasında terkedilen her bir vacip için bir ceza kurbanının kesilmesi gerektiği bütün mezheplerin ittifak ettiği bir husustur. Bu durumda Maliki ve Hanbelilere göre hac'da şeytan taşlamayı terk eden insanlar ceza olarak bir kurban kesmek zorundadırlar. Hanefi mezhebinde de Temettu yada İfrad haccına niyet edilmişse durum yine aynıdır, yani bir ceza kurbanı kesilmesi gerekir. Fakat Kıran haccına niyet edilmişse bu durumda iki ceza kurbanının kesilmesi gerekmektedir. Şafii mezhebinde ise, bazı alimlere göre, hem şeytan taşlama hem de tertip terk edildiği için iki ceza kurbanının kesilmesi gerekir, ancak bazılarına göre ise bir ceza kurbanının kesilmesi yeterlidir (Zeylai, Tebyin'ul-Hakaik, 2, 30; Ayni, Binaye, 4, 239-261; Nevevi, el Mecmu', 235-241; Şirbini, Muğni'l-Muhtac, 2, 267-279; Karafi, Zahire, 3, 266-278; Haraşi, Şerh'ul-Muhtasar'il-Halil, 2, 334-341; Buhuti, Keşşaf'ul-Kına', 2, 498-510).

Görülmektedir ki, hac esnasında şeytanı taşlamak hem çok büyük hikmetleri barındırmakta, hemde terk edilmesi durumunda büyük bir külfet ve maliyet ile karşılaşılmış olacaktır. Bütün bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki şeytan taşlamanın terkedilmesi hiç bir şekilde caiz değildir.

Maalesef, toplumda bu tür olumsuzlukları kollayan ve popüler olmak isteyen insanlar vardır. Bunlar bu tür vakitlerde ortaya çıkar ve insanların fikirleri ile zihinlerini bulandırmaya çalışırlar. Bunu yaparken de ilim yaptığını zannederler. Oysa yaptıklarının ilim olmadığını dahi anlayamayacak kadar acizdirler. Bu tür insanların ekmeğine yağ sürülmemelidir.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle