YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Çek ve Senet Kırdırma

Bu yazımda esnaflar arasında yaygın olarak kullanılan bir kısım ticari işlemlerin dini açıdan uygun olup olmadığını incelemeye çalışacağım.

Esnaflar arasında çek-senet kırdırma diye tabir edilen bir uygulama vardır. Elinde çek olan bir kişi bir şahsa giderek bu çekin karşılığını vermesini ister. Bu şahıs da bu çekin vadesinden dolayı bir miktar kesinti yaptıktan sonra çek sahibine ödeme yapar, vadesi geldiği zaman da kendisi o çeki tahsil eder.

Bir kişinin, elindeki çek veya senedi bu şekilde vadesinden önce üçüncü kişilere daha düşük bir bedelle satması caiz olmaz. Zira, günümüzde çek ve senet kaydi para olarak kabul edilmektedir. Bu işlemde de, vadeli olan kaydi paranın nakdi parayla daha düşük bir miktar karşılığında değiştirilmesi söz konusudur. Bu işlemin hem ribe'n nesie (vade faizi) hem de ribe’l-fadl (fazlalık faizi) yönü bulunmaktadır (Merğînânî, Hidaye, III, 61-62; Mevsılî, İhtiyar, II, 207). Para olarak kabul edilen iki şeyden birisinin peşin diğerinin de vadeli olmasından dolayı nesîe faizi, bir tanesinde fazlalık bulunduğundan dolayı da fazlalık faizi gerçekleşmektedir.

Osmanlı'nın son dönemlerinde, ortaya çıkan buna benzer durumlar için, Ulema, “Kişi alacağını, borçlu olduğu kimseden başkasına temlik edemez” (İbn Âbidîn, Haşiyetu Reddi’l-Muhtâr, IV, 517) diyerek, bu işlemin caiz olmayacağını ifade etmişlerdir.
Fakat bu işlem üçüncü kişilerle değil de bizatihi alacaklı ve borçlu arasında yapılırsa belli şartlar dahilinde buna fetva vermek mümkündür. Bu durumda taraflardan birinin diğerine vadeli olan borcunu peşin ödemesi durumunda bir miktar iskonto yapacağını teklif etmesi diğerinin de bunu kabul etmesiyle ve bu konuda pazarlık yapmamaları şartıyla caiz olabilir. Böyle bir işlemde borçlu vadeden feragat etmekte, alacaklı da ona bir miktar indirim yapmaktadır. Toki ve bir kısım resmi borçların yeniden yapılandırılması gibi.

Bu konuda cevaz verilmesinin sebebi alacaklı ve borçlu arasında herhangi bir mal alım satımı sebebiyle bu borcun meydana gelmiş olmasıdır. Aynı zamanda bu uygulama, iki taraf için bir kolaylık getirmektedir. Alacaklı olan kişi ihtiyacı olan nakit parayı temin ederken, borçlu da daha düşük bir meblağ ile ve daha kısa bir zamanda borcundan kurtulmaktadır. Fakat taraflar bu durumu pazarlık konusu yaparlarsa bu vadenin para karşılığında satılması anlamına geleceğinden caiz olmaz (Merğınânî, Hidaye, III, 60-61; Mevsilî, İhtiyar, II, 184).

Sonuç olarak, kişinin elindeki çek, senet veya kıymetli kâğıtları kendi rızasıyla ve pazarlık konusu etmeksizin daha düşük bir bedelle vadesinden önce alacaklısına vermesi caiz olmakla birlikte; bu işlemi üçüncü şahıslarla yapması caiz değildir.
Komisyonlu işlemler (Pos cihazından geçilen meblağın hemen hesaba aktarılması)

Kredi kartı ile satış yapan bir esnafın karttan çekilen meblağı nakit ihtiyacını gidermek için vadesi dolmadan alması da çok başvurulan bir yöntemdir. Buna bankalar komisyonlu işlem demektedirler. Esnaf banka ile anlaştığı belli bir "gün sayısı" kadar bekledikten sonra parasını tahsil eder. Parasını hemen tahsil etmek istediği taktirde banka vadesi dolmadan ödeme yaptığı için komisyon alır yani o meblağdan bir miktar kesinti yapar.

Örneğin, bekleme gün sayısı 30 gün olan bir esnaf Pos cihazından geçtiği meblağı gününde tahsil ettiği zaman herhangi bir kesinti olmadan parasını alır. Ancak, parasını hesabına hemen aktarmak istediği zaman banka bu meblağdan belli bir miktar komisyon alarak yani kesinti yaparak onun hesabına aktarır.

Bu işlem, bu şekliyle senet kırdırmaya benzer ve caiz değildir. Çünkü; bu işlemde banka üçüncü şahıstır ve onunla satıcı arasında herhangi bir mal alışverişi yoktur. Yaptığı kesintiyi vadeden dolayı yapmaktadır. Fıkhî açıdan bu işlemin bir bankanın herhangi bir kişiye belli bir miktar kredi vererek bir ay sonra bunu faiziyle geri alması arasında herhangi bir fark yoktur. Bu işlemde dinen sorumluluk esnafa ve bankaya aittir. Bu işlemde müşterinin herhangi bir sorumluluğu yoktur.
Sonuç olarak, helal ve haram konusunda hassas olması gereken müslümanların daha fazla para kazanma düşüncesiyle sermayesinin üstünde ticari girişimlerde bulunarak faizli işlemlere bulaşma zorunda kalmamalı. Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem'in helak edici yedi şeyden biri olarak kabul ettiği ve ona bulaşan kişileri lanetlediği faizden uzak durmalıdır. Helâl olan az mal haram olan çok maldan daha hayırlıdır.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle