YAZARLAR

Ahmet KARATAŞ

Bayram'da Resûlullâh (SAV) İle Beraber

Her devletin ve toplumun sevinçlerini ortaya koydukları eğlendikleri bayramları vardır. Allâh celle celaluhu müslümanlara bir yılda iki haftada da bir bayram günü tahsis etmiştir. Yılda ramazan bayramı ve kurban bayramı haftalık olarak da cuma günü. Müslümanların tüm davranışları onları başka din mensublarından ayırdığı gibi bayramları ve bu bayramları kutlama şekilleri de müslümanları gayr-i müslimlerden ayırır.

Allâh Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem hicret ettiği zaman medineli müslümanların öteden beri kutladıkları iki bayramları vardı. Bunun ne olduğunu sorduğunda "Cahiliye döneminden beri eğlendiğimiz, oynadığımız bayramlarımızdır." dediler. O, (sav) "Allâh celle celaluhu sizin için onları daha hayırlıları ile değiştirdi." buyurdu. O günden sonra müslümanlar arasında iki tane yıllık bir tane de haftalık olmak üzere üç tane bayram kutlanmaya devam etmektedir. Bu bayramlar müslümanlara has ve ibadet neşvelidir.

Müslümanların bayramları gaye ve vakit bakımından diğer milletlerin bayramlarından farklı olduğu gibi kutlama şekilleri farklıdır. Bir müslüman olarak bizler için Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in bayramda neler yaptığını bilmemiz önemlidir. Biz de bu yazımızda bu hususun üzerinde durmaya çalışacağız.

Bayram Hazırlığı

Allâh Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazına hazırlananlara saç traşı olmalarını, bıyıklarını kısaltmalarını, tırnaklarını kesmelerini, gerekiyorsa etek traşı olmalarını, duş almalarını böylece bedeni temizliklerini yapmalarını yeni veya temiz elbiseler giyerek bayram gününün hürmetine uygun bir şekilde namazına gelmelerini tavsiye ederdi.

Ramazan Bayramı'nda insanların bayram namazına gelmeden önce bir şeyler yemelerini söyler kendisi de tek sayı olmasına dikkat ederek mutlaka bir kaç tane hurma yerdi. Kurban Bayramı'nda ise namazdan önce bir şey yemez ilk olarak kurban etinden yemek için beklerdi.

Namazdan önce FİTRE

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem orucun eksiklerinin tamamlanması için bayram namazından önce fitrenin verilmesini tavsiye ederdi. Bu konuda Abdullâh ibn-i Abbâs radıyallahü anh; "Resûlullâh (sav) fitreyi Ramazan orucunu lüzumsuz ve çirkin sözlerden temizlemek ve yoksullara yiyecek sağlamak için farz kılmıştır." buyurmaktadır. Fitrenin orucun eksikliklerini tamamlamak için verildiği konusunda Veki' b. Cerrah harika bir değerlendirmede bulunmaktadır. O, "Ramazan ayı için fitre namazda ki sehiv secdesi gibidir. Sehiv secdesi namazın eksikliğini tamamladığı gibi fitre de orucun eksikliklerini tamamlar." demektedir.

Bayram Namazına Giderken

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazını mescitte değil (adetli kadınlar da dahil) herkesin katılabilmesi için açık alanda kıldırırdı. Musallaya giderken, fazla kişiyle karşılaşmak ve onlarla bayramlaşmak için, bir yoldan gider başka bir yoldan dönerdi. Bundan dolayı bayram namazına gidip gelirken farklı yollardan gidip gelmek hem imam hem de cemaat için alimler tarafından müstehap kabul edilmiştir.
Aynı sebepten dolayı musallaya binit üzerinde değil yaya olarak gider ve dönerdi. Bu sebeple Bayram Namazına yürüyerek gitmek alimler tarafından müstehap olarak kabul edilmiştir.

Bayram günlerinde kendisi silah taşımadığı gibi bir zaruret olmadıkça ashabına da silah kuşanmamalarını emrederdi.

Herkes Bayram Namazına

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazlarına herkesin katılmasını arzu ederdi.
Bu mevzu ile ilgili olarak Ümmü Atiyye radıyallahu anha şunu naklediyor:

Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazlarına genç kızları, çadırda bekleyen genç bakireleri hatta hayızlı (adetli) kadınları dahi çıkarmamızı emrederdi. Hayızlıların katılmaları müslüman toplumunu görmeleri dualarında hazır bulunmaları içindi. Hayızlı kadınlar namazda insanların gerisinde durup herkesle beraber tekbir getiriyorlardı.
İmam-ı Hattabi bu konuda güzel bir değerlendirme yapmaktadır. "Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem bütün kadınların bayram günü musallaya gelmelerini emretmiştir ki özrü olmayan (adetli olmayan) namaz kılsın özrü olanlar da yapılan duaların bereketinden istifade etsin. Bu hadiste herkesin namazlara zikir meclislerine katılması salihlerin yakınlığını elde etmesine teşvik vardır ta ki onların bereketine nail olsunlar."

Bayram Namazına Katılmanın Mükafatı

Ramazan bayramı gününe Ödül Günü de denilmektedir. Hadîs-i Şerif'te bayram günü insanlar namaza çıktıklarında Allâh celle celaluhu şöyle buyurur; "Kullarım benim için oruç tuttunuz benim için geceleri ihya ettiniz şimdi affedilmiş olarak evlerinize dönün."

Başka bir hadis-i şerifte de ramazan bayramı günü melekler yeryüzüne inerler. Sokakların başında dururlar. İnsanların ve cinlerin dışında herkesin duyacağı bir sesle "Ey Muhammed ümmeti! kerim olan Rabbiniz için namaza gidiniz. O mukafatları bol bol verir. Büyük günahları affeder." derler.
İnsanlar namazgaha vardıkları zaman, Cenâb-ı Allâh meleklere "İşini bitirmiş olan bir çalışanın mükafatı nedir?" diye sorar. Onlarda "İlahımız ve Efendimiz mükafatını tam olarak verirsin." diye cevap verirler. Bunun üzerine Cenâb-ı Allâh ben sizi şahit gösteriyorum ki onları oruçlarından ve geceleri ihya etmelerinden dolayı rızam ve affımla mükafatlandırıyorum." der. "(İnsanlara da) öyleyse affedilmiş olarak gidin." diye seslenir.
Rabb'imden dilek ve temennimiz böyle seslendiği ve mükâfatlandırdığı kullarının arasına bizi de dahil etmesidir.

Bayram Namazını Kılarken

Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazı kıldırırken sütre olarak önüne bir Harbe (kısa mızrak) yada Aneze (ucu kısa mızrak) dikerdi. Önce namazı kıldırır sonra da hutbe okurdu. Kıldırdığı bu namaz için ezan okutmaz kamet getirtmezdi.

Bayram namazında kıraati cehri (açıktan) yapar ve uzun okurdu. Bu namazın birinci rekatında Kaf Suresini (45 ayet yaklaşık 3 sayfa) ikinci rekatında ise Kamer Suresini (55 ayet yaklaşık 3 sayfa) okurdu.
Bazen de birinci rekatta A'la Suresini (19 ayet yaklaşık 1 sayfa) ikinci rekatta da Ğaşiye Suresini (26 ayet yaklaşık 1 sayfa) okurdu.

Hutbe Okurken

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazını kıldırdıktan sonra iki hutbe okurdu. Bu iki hutbe arasında bir miktar oturur ve ihlas suresini tilavet ederdi.

Bu hutbeleri okuması esnasında bazen minbere çikar bazen Bilal-i Habeşi'ye dayanırdı. Cemaatin kalabalık olduğu Hac mevsimi gibi zamanlarda da sesini herkese duyurmak amacıyla devenin üzerinde hutbesini irad ederdi.
Bazen erkeklere konuştuktan sonra kadınların bulunduğu bölüme gider orada kadınlara has bir konuşmak daha yapardı. Bu hutbe ve konuşmalarında hazır bulunanları bazen sadaka vermeye de teşvik ederdi.
Allâh celle celaluhu bizleri ona layık birer ümmet eylesin onun yolundan ayırmasın haşrimizi de onunla beraber eylesin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle