YAZARLAR

---Yıldız Hayatlar--- Dr. Alperen AYYILDIZ

Bir Kese Altın ve Ebû Zerr (ra)

“Yığılan bu altın ve gümüş cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara: İşte! denilecek, sizin nefisleriniz için yığıp hazineye akıttıklarınız! Haydi tadın bakalım o tıktığınız şeyleri!” Tevbe, 9/35.

Bu ayet-i kerime ile dönemin Şam valisi Muaviye ve yanlılarını uyaran Ebû Zerr (ra), hayatı boyunca haksızlıklara karşı durmuş, zulme rıza göstermemiş bir fıtrata sahipti. Asıl adı Cündeb b. Cünâde olan ve Gıfâr kabilesine mensubiyeti dolayısıyla Ebû Zerr (ra) el-Gıfârî diye tanınan bu sahabî, İslam’ın tereddütsüz ilk bağlılarından birisi olmuştur (İbn Sa’d, IV, 219). Müslüman olduğunu hiçbir zaman gizlememişti. Bu yüzden Mekke müşrikleri tarafından defalarca linç edilmişti. Hatta bir defasında Hz. Abbas tarafından kurtarıldı. Sonunda Hz. Peygamber (sas) onu çağırarak, yaptığının pek uygun olmadığını, tedbirli olmasını söyledi ve onu kendi kabilesine gönderdi. Ebû Zerr (ra) elbette orada boş durmadı ve birçok insanın Müslüman olmasına vesile oldu.

Ebû Zerr (ra) Hendek savaşından sonra Medine’ye gelmiş, Suffe ashabı arasında yerini almıştı. Tebük seferine kendi imkânları ile katılmış ve bulduğu suyu önce mü’min kardeşlerine ikram etti. Onun bu diğerkâmlığı Efendimizin dikkatini çekmiş ve ona dua ederek hakkında şöyle buyurdu: “O, yalnız yaşar, yalnız ölür ve yalnız haşrolur” (İbn Hişam, IV, 167). İlk üç halife döneminde sakin bir hayat yaşadı. Çünkü daha öncesinde Efendimizden resmi görev (valilik) talep etmiş fakat fıtratının buna müsait olmadığı düşüncesi ile bu istek geri çevrilmişti.

Hz. Osman (ra) döneminde ise birçok sefere katıldı. Şam valisi Muaviye ile Anadolu ve Kıbrıs fetihlerine katıldı. Mısır, Suriye ve İran fetihleri sonucu ganimetlerle zenginleşen İslam toplumuna eleştiriler yönelten Ebû Zerr (ra), özellikle yöneticilerin lüks ve ihtişam peşinde olmalarına sert eleştiriler yöneltti. Yukarıdaki ayette yerilen durum yaşanmaya başladı. İnsanlar artık altın ve gümüşü (parayı) infak etmeyip biriktirmeye başladılar. Bu ayeti insanlara hatırlatan Ebû Zerr (ra) halife Hz. Osman’ı göreve çağırarak, elinde fazla para bulunan kimselerin mallarının Allah yolunda harcanmasını istedi. Fakat halife insanları buna zorlayamayacağını belirterek bu konuda ısrar etmemesini istedi. Fakat Ebû Zerr (ra) uyarılarını devam ettirince insanlar tarafından zarar görmesin düşüncesi ile Medine’ye yakın bir yer olan Rebeze’ye gönderildi. Hicretin 32. yılında (653) burada vefat etti.

Cesareti, zühdü, takvası, açık sözlülüğü ve doğruluğu ile temayüz etmiş olan Ebû err (ra), Hz. Peygamber tarafından şu sözlerle övülmüştür. “Gökkubbe altında Ebû Zerr (ra)’den daha doğru sözlü kimse yoktur” (Ahmed b. Hanbel, II, 163). “Ebû Zerr (ra) yeryüzünde İsa b. Meryem’in zühdüyle yürür” (Tirmizî, Menâkıb, 36).
Bugün Ebû Zerr (ra) denilince hemen aklımıza “her türlü haksızlığa karşı dik duran bir sahabi” profili gelmektedir. Devrin Şam valisi Muaviye’nin yapmış olduğu “yeşil saray” için Ebû Zerr (ra), Muaviye’ye “Eğer bu sarayı devletin parası ile yaptıysan halkın hakkına ihanettir, yok eğer kendi paranla yaptıysan büyük bir israftır ve haramdır” şeklinde güçlü bir itirazda bulunmuştu. Bu yüzden hep muhalif bir isim olarak anılmıştır.

Aynı zamanda usta bir siyasetçi olan Muaviye kendisini para için eleştiren Ebû Zerr (ra)’in samimiyetini denemek ister. Bu amaçla kendisine hediye olarak bir kese altın gönderir. Bu altını nasıl kullanacağı test edilmek istenir. Ertesi sabah altının kendisine yanlışlıkla gönderildiği, dolayısıyla iadesi istenir. Fakat Ebû Zerr (ra) altınları evinde tutmamış hemen onları fakirlere dağıtmıştır. Böylece özü-sözü bir olduğunu göstermiş, eleştirdiği para ve malın tuzağına düşmemiştir.

Müjdeler olsun! günümüzün Ebû Zerr (ra) ruhlu yiğitlerine…

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle